Gezelim Bilelim

Kopenhag Gezilecek Yerler Rehberi





Avrupa’nın neredeyse tümünü gezidkten sonra artık bende eksik kalan tek nokta olan Avrupa’nın Kuzeyi nam-ı diyar İskandinavya’ya çevirdim rotamı.

İlk durağım Danimarka’nın başkenti Kopenhag oldu. Başlangıç için bilmemiz gerekenler Danimarka’nın para birimi Danimarka Kronu (DKK). 1 TL yaklaşık 2.2 DKK ‘ya denk geliyor şeklinde hesabınızı yapabilirsiniz.

Ben yanımda 4 gün için 1300 DKK götürdüm fakat emin olun tren ve otobüs biletleri dahil her yerde kredi kartı kullanabiliyorsunuz bu sebeple yanınıza çok yüklü para almanıza gerek yok. Acil durumlar için az bir miktar yanınızda bulundurup, kredi kartı ile kolayca harcamalarınızı yapabilirsiniz.

Kopenhag Havaalanı oldukça büyük bir havalimanı, bu sebeple uçağınızın hangi terminale ineceği ve hangi terminalden kalkacağını önceden bilip ona göre rotanızı çizmeniz karışıklık olma olasılığını azaltacaktır.

Uçaktan indikten sonra valizlerimizi alıyoruz ve şehir merkezine gidecek ilk trene binmeye hazırlanıyoruz.

Sizlere bu noktada önemli tavsiyelerim şunlar ki, şehir merkezine uygun fiyata gitmenin iki yolu var

-TREN

-METRO

kopenhag metro haritası

(Kopenhag Tren ve Metro Haritası, Büyük Halini Sayfanın Sonunda Bulabilirsiniz)

Otelinizin tren veya metro güzergahlarından hangisine daha yakın olduğunu öğrendikten sonra bu hatlardan birini kullanabilirsiniz.

Metro ve tren biletleri aynı, ikisi de aynı yerde kullanılabiliyor. Üzerlerinde aldığınız gün, ne kadar süre kullanabileceğiniz ve Hangi Zone (Alan) ‘da geçerli olduğuna dair bilgiler bulunuyor.

Kopenhag’da gideceğiniz bölgeye göre bilet fiyatları değişiyor. Eğer oteliniz şehir merkezi civarlarındaysa havaalanından zone 3 tarifesi uygulanıyor. (36 dkk tek yön). Zone uzaklıkları arttıkça zone başına 12 dkk ekleniyor, hesabınızı buna göre yapabilirsiniz. Havaalanındaki ve Ana tren istasyonundaki makinaları kullanmak çok kolay. İngilizce seçeneğini seçtikten sonra gideceğiniz durağın adını seçip kartınızı takmanız yeterli.

Bu arada mutlaka araştırmışsınızdır, Danimarka Havaalanından İsveç’in Malmö kentine 26 dakikalık bir tren bulunuyor. Malmö trenine bir tek Havaalanından direkt geçiş yapabiliyorsunuz, Central Station (Ana tren Garı)’dan Malmö’ye direkt tren yok, mutlaka havaalanına gitmeniz gerekiyor.

Kopenhag – Malmö gidiş dönüş tren bileti 220 DKK (01.09.2016 tarihinde gittim). Malmö gidiş macerasını yazımın ilerleyen kısımlarında anlatacağım.

Uçaktan indikten sonra makinalardan biletimi alıp otelimin bulunduğu şehir merkezine gitmek için “Kobenhavn H” isimli merkez istasyonuna biletimi aldım. Yaklaşık 16 dakika süren bu hızlı ve rahat yolculuktan sonra tren garına 3-5 dakika yürüme mesafesinde olan otelime yerleştim.

cabin city

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Danimarka Türkiye’ye göre oldukça pahalı, hatta astronomik derecede pahalı. Bunu size şu örnekleri vererek daha rahat anlatabileceğimi düşünüyorum, Su 22 DKK , McChicken 40DKK alınabilecek en uygun yemek fast food olarak bir kişi 95 DKK.

Bahsettiğim bu pahalılıktan da anlayabileceğiniz üzere oteller de oldukça pahalı. Eğer Kopenhag’da kalınacak en iyi otel hangisi diyorsanız ve aynı zamanda uygun fiyatlı olsun diyorsanız, mutlaka ve mutlaka CABINN oteller zincirinin bir otelini tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Oteller yeni, İskandinavya ‘nın çeşitli şehirlerinde otelleri olan bir zincir. Konsept gemi kamarası gibi ufak ama pratik odalar ve şehir merkezinde yürüme imkanı olan oteller.

Ben öncelikle yerimi Cabinn Scandinavia isimli otelde ayırtmıştım, fakat otel ben Kopenhag’a indikten sonra beni arayarak rezervasyonu “Cabinn City” isimli diğer oteline yönlendirdiklerini söyledi ki bu da benim işime geldi, otelin yeri çok daha iyiydi. Hatta bir de 4 gün boyunca sabah kahvaltısı hediye ettiler. Cabinn otellerinin kahvaltıları gerçekten çoğu Avrupa şehrine göre çok muhteşemdi.

Şahsen bu kahvaltılardan kendime sandviçler hazırlayıp, gün içinde açlığımı bastırması için sırt çantama koyarak oldukça fazla tasarruf ettiğimi söyleyebilirim. Demem o ki mutlaka otelinizden sabah kahvaltısı talebi yapın, çünkü dışarda alacağınız kahvaltı size çok daha pahalıya patlayacak emin olabilirsiniz.

Sıra geldi Kopenhag’ın gezilecek yerlerine,

Ben rotamı ilk önce otele uzak olan bölgeleri gezip, son zamanlara yakın bölgeleri gezerek başlamak üzerine çizdim.

Sizlere eliniz ayağınız olacak ve benim de çok rahat gezmemi sağlayan kendi hazırladığım oldukça pratik bir haritayı aşağıda belirttim. Bu harita’da Kopenhag’ın gezmeye değer tüm noktalarını işaretlenmiş ve yanlarına adları yazılmış şekilde bulabilirsiniz.

ozet harita copenhagen

(Büyük halini sayfanın sonunda bulabilirsiniz)

CHRISTIANSHAVN

Bu bölge Kopenhag’ın en zenginlerinin yaşadıkları villalardan ve lüx binalardan oluşan kanal ve etrafı. Burada kanalda lüks tekneler ve elit insanları bir arada görebilirsiniz.

christianshavn

CHRISTIANIA

Kopenhag’ın içinde, Christianshavn bölgesinin yanında konuşlanan “Christiania” adında özerk bir bölge bulunmakta.

Bu bölge hipiler tarafından yönetilmekte. Bu özerk bölgenin kendi yasaları hakim, Avrupa Birliği veya Danimarka kuralları bu ülkede geçerli değil.

christiania

Christiana Girişi

christiania

christiania

christiania

Christiania’da bu sebeple kendine özgü yasakları ve serbestlikleri var, başlıca ilginç özelliklerini özetlemek gerekirse;

– Koşmak kesinlikle yasak (Tehlike olarak algılanıyor)

– Fotoğraf çekmek yasak (Belli bölgelerde)

– Motorlu araçlar yasak (Sadece bisiklet) Orada bisiklet kiralayabileceğiniz bir bisikletci de mevcut.

– Esrar ve türevlerinin satışı yasal, bölgenin meydanında fastfood gibi rahatlıkla satılabiliyor (Bu bölgede fotoğraf çekilmesi yasak)

– Ağır uyuşturucu maddeler (eroin,kokain vs) kesinlikle yasak, alan tespit edilirse bölgeye bir daha giriş yapılmamak üzere atılıyor.

Christiania gezimizde özellikle bölgenin ufak meydanlarında çok güzel fastfood büfeleri ve piknik tarzı alanları mevcut. Burada mutlaka hamburger yemenizi öneririm, dana kıymasından yapıyorlar ve oldukça lezzetli.

christiania hamburger





Hamburgerimizi yedikten sonra, kanal kıyısına doğru ilerliyoruz, elimde biramla kanal kenarında uygun bir banka oturup manzaranın tadını çıkartıyorum.

christiania manzara

Christiania’da başlıca yapılması gereken şey, yürüyerek keşif yapmak. Çok enteresan alkollü alkolsüz cafeler mevcut, bu cafelerin çoğunda reggie müzik çalıyor ve hemen hemen herkesin kafası, aldıkları uyuşturucu maddelerden dolayı oldukça değişik. Şahsen dumanlı hiçbirşeyi sevmediğim için bu konu beni çok cezbetmedi.

Bu bölgede oldukça fazla turist var, Kopenhag’a gidildikten sonra mutlaka görülmesi gereken bir bölge, uğramadan geçmeyin derim.

Sabah erkenden Christiania’yı gezidkten sonra, şehri en iyi tanıma yolu olan, kanaldan tekneyle şehri panaromik olarak görme yoluna gitmek istedim.

CHURCH OF OUR SAVIOUR

Christiania’dan çıkıtıktan sonra hemen çıkışında yer alan “Church of our Saviour” adlı kiliseye doğru gidip, şehrin tepelerine çıkma dürtümü buradaki dönüşlü kuleye çıkarak gerçeğe dönüştürdüm. Bu kilise bence gerçekten görülmeye değer bir kilise, hem içine hem de kulesine girmenizi öneriyorum.

Kule girişinde yaklaşık yarım saat sıra bekledim çünkü bir grup inmeden diğer turistleri almıyorlar kuleye. Kuleye çıkmak 70 DKK. Yaklaşık 400 basamak tırmanarak kuleye çıkabiliyorsunuz ve kulede efsanevi Kopenhag Manzarasını resimleyebiliyorsunuz.

Kulenin ilginç bir ayrıntısı da, büyük bir kısmı içeriden tahta merdivenlerle çıkılıyor, ve en sonunda o gördüğünüz kıvrımın en uç noktasına kadar çıkabiliyorsunuz ama son merdivenlere basamıyorsunuz çünkü bir insanın girebileceğinden çok daha ufak bir alan bırakılmış. Elimden geldiğince video ve resimlerle size burayı da tanıtmaya çalışacağım.

church of our saviour

Bir taraf

church of our saviour

başka açı

Şimdi de karşınızda en tepeye çıkarkenki videom

Christiania’nın Kraliyet Kütüphanesi tarafındaki köprüsünü kullanarak Christiansborg Slot adı verilen, ünlü sarayların olduğu bölgesine geçiş yaptım.

Bu bölgedeki görülmesi gereken yerler

Kraliyet Kütüphanesi

library black pearl

Christiansborg Sarayı ve Resimleri

christiansborg

Christiansborg Sarayı

christiansborg





Bu saray eski zamanlarda ülkenin soylularına kral ve kraliçelerine ev sahipliği yapmış fakat, sürekli çıkan yangınlar ve güvenlik gerekçesiyle, kral ve kraliçeler Amalienborg Sarayı’na kalıcı olarak taşındılar. Bu bölgenin etrafı  çevrili, 4 ayrı kapısı var, buralardan girerek sarayın resimlerini çekebilirsiniz.

Ben kendime ücretler pahalı olduğu için tek bir saray hakkı tanıdım ve içini gezmeye karar verdiğim tek saray Rosenborg sarayı oldu bu sebeple Christiansborg Sarayı’nın içine girmedim, fakat siz girmek isterseniz giriş ücreti 150 DKK.

Daha sonra yine bu adadaki Kopenhag Borsa binasını da görüp ufak köprü ile ünlü Holmen Kilisesi’ne doğru ilerlemeye başladım.

borsa binası

Borsa Binası

Holmen Kilisesi

Holmen Kilisesi

Holmen Kilisesi ilk olarak 1563 yılında inşa edilmiş fakat son halini 1872 ‘de yapılan revizyon ile almış. Görülmeye değer bir yapı, içine ücretsiz olarak girebilirsiniz.

Merak ettiğinizi duyar gibiyim, Kopenhag’ın en önemli sembollerinden biri olan “Nyhavn” ismli eski ufak limana doğru yüryüşümüzü sürdürüyoruz. Bu yürüyüş sırasında da oldukça fazla enteresan yapı dikkatinizi çekecektir. Bol bol resim çekme fırsatınız olacağından emin olabilirsiniz.

kopekli resmim

İşte bu resimde o ilginç satıcılardan aldığım köpek maskesiyle vermiş olduğum saçma pozum…

NYHAVN

Ve sonunda Nyhavn’a ulaşıyoruz. Nyhavn’da fotoğraf çekmeden önce, kalkmak üzere olan bir tekne için hemen biletimi alıp tekneye binip kanal turuna başlıyorum.

Öncelikle Nyhavn’dan bilet satın alabileceğiniz 2 ayrı büyük tur şirketi var.

– Harbour & Canal Tours Nyhavn (Limanın en uç noktasında en kalabalık olan gişe)

– Netto Tours

Harbour ‘ın fiyatı 80 DKK , Netto’nun fiyatı 40 DKK idi.

Ben şahsen pahalı olan tur ile gezdim, fakat hata yaptığımı düşünüyorum, güzergahlar tamamen aynı sadece elinde mikrofon olan rehber Netto’nun turunda ispanyolca konuşamıyordu. Ki zaten biz de ispanyol olmadığımız için boşuna verdiğimiz 40DKK bizim için herhangi birşey ifade etmedi.

Size önerim şu ki, kanal turunda Netto firmasından bilet almanız sizi 40DKK’nın cebinizde kalması için bir fırsat sunacaktır.

nyahvn

tekne

tekne 2

Bu kanal turunu mutlaka yapmanızı öneriyorum, çünkü emin olun şehrin görülmeye değer tüm noktalarını size denizden gezdirecek ve hikayelerini anlatacak. Oldukça tatlı ve güzel bir gezi olacağından emin olabilirsiniz.

Sizlere şimdi bot turumuzdan güzel kareler ve videolarla biraz olsun ambiyansı yaşatmaya çalışacağım.


Kopenhag’ın ünlü denizkızı heykelini de bu tekne turu sırasında görebiliyorsunuz. Bu heykeli görmek için sakın ola yürüyerek okadar uzağa gitmeyin, gerçekten görmeye değecek hiçbir yanı yok ufacık bir bronz heykel.

mermaid

Evet tekne gezimizi de bitirdikten sonra Nyhavn’a geri dönüyoruz. Nyhavn’a gelmişken buradaki güzel cafelerde birşeyler yiyip içmeden dönülmez diye düşünüp, eşgali güzel olan kalabalık olan bir cafeye oturuyoruz. “Galionen” isimli bu cafeden 2 tane 50 ‘lik fıçı bira içiyoruz ve 120 DKK gibi yine astronomik bir rakam ödeyerek Cafe’den kalkıyoruz.

Hemen buranın yanında, Kopenhag’da çokca gördüğüm ünlü Belçika tatlıcılarından biri olan “Rajissimo” isimli tatlıcıdan gelen güzel kokular üzerine, İspanya’nın ünlü tatlısı “Churro” alarak yoluma devam ediyorum.

churro

churro 2

Rajissimo isimli bu tatlıcıda çok ilginç çeşitli tatlılar var, hepsi siparişiniz üzerine yapılıyor, ben yemek yemeyip bunlardan yiyordum açıkcası okadar hoşuma gitmişti. Sizlere de tavsiye ederim, Fiyatlar 30DKK civarlarında ve tüm tatlılar sıcak servis ediliyor. Elinize alıp yolda yürürken yiyebiliyorsunuz illa oturmak zorunda değilsiniz.

AMALIENBORG SARAYI

Rotamızı kuzeye doğru çevirip Kraliyet ailesinin yaşadığı “Amalienborg Sarayı”’na doğru ilerliyoruz.

Tekne turunda da görüğümüz bu siyah çatılı saray şehrin sembollerinden. 1700 Yılı’nda inşa edilmiş bu sarayda, Askeri geçit törenlerini izleyebilir ve Nöbet değişimlerinde Danimarkalı Askerlerin askeri ritüellerini görebilirsiniz.

amalienborg sarayı

KRALİYET MEYDANI (KINGS SQUARE)

Amalienborg Sarayı’na giderken Kraliyet Meydanı’ndan geçiyorsunuz, bana çok özellikli bir meydan gibi gelmedi ama eliniz mahkum Kopenhag’a gittiyseniz geçmek zorunda kalıyorsunuz merkezi bir yerde. Ortasında büyük bir inşaat var bu sebeple de belki ambiyansı tam yakalayamamış olabiliriz.

Bu arada ilginç bir ayrıntı Danimarka’da tüm İnşaatlara pencere yapmışlar, merdivenden çıkıp inşaatta neler oluyor diye bakabiliyorsunuz. Merak ettik mi ? Etmedik ve bakmadık…

KASTELLET (Yıldız ada)

Yolumuza Kastellet’e doğru giderek devam ediyoruz. Kopenhag’da Kastellet beni en çok cezbeden yerlerden biri oldu açıkcası. Yapay bir ada olmasına rağmen doğal güzellikleri gerçekten dillere destan…

Kastellet’te güzel binalar vs. Beklemeyin, alabildiğine güzel kanallar ve yeşillik sizleri karşılayacak. Yıldız adanın içinde görülmeye değer bir kilise ve bir de yel değirmeni var. Fotoğrafa meraklıysanız mutlaka Kastellet’in en tepesine çıkıp buraları fotoğraflamanızı öneririm.

kastellet

Yel Değirmeni Kastellet

kastellet

Kastellet bahçeleri

Kastelletten çıktıktan sonra aynı yolu tercih etmeyip haritadan da görebileceğiniz “Kronprinsessegade” isimli caddeyi takip ederek rotamızı şehrin güneyine doğru çevirdik.

Bu caddeyi kesen sokakları mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum, Kopenhag’ın en renkli ve en şirin sokakları bu caddeyi kesiyor. Bolca fotoğraf çekebilirsiniz.

şirin kopenhag sokakları

ROSENBORG SARAYI

Bu caddeden ilerledikten sonra hemen sağımızda devasa Rosenborg Sarayı kalıyor. Bu Saray bence Kopenhag’ın en önemli yapısı.

rosenborg sarayı

Yazımın başlarında da bahsettiğim gibi bütçemi sadece Rosenborg Sarayı’nın içini gezecek şekilde ayarladım.

Saraya giriş 105 DKK. Fakat şunu söylemeliyim ki, verilen bu ücrete kesinlikle deyiyor.

Öncelikle şunu bilin ki, sarayın içi boş değil, tamamen döneminde kullanılan eşyalar, tablolar ve süslemeler ile görülmeye değer bir saray.

Saray 17. YY’da yapılmış olup, içerisinde çok farklı odalara ve çok farklı salonlara ev sahipliği yapar.

Şimdi daha fazla yazmayıp sizi sarayın efsanevi ihtişamıyla baş başa bırakıyorum.

rosenborg saray

Sarayın Banyolu Odalarından Biri

rosenborg sarayı

ROUND TOWER

Sarayı da bitirdikten sonra geldiğimiz yol üzerinden aynen devam ettiğimizde yerel halkın “Rundetaarn” dediği Round Tower’a ulaşıyoruz. Şahsen Church Of Our Saviour’a çıktığım için bu kuleye çıkma ihtiyacı hissetmiyorum ki duyduğum kadarıyla benim çıktığım kulenin manzarası bu Round Tower’dan çok daha iyiymiş. Siz isterseniz çıkabilirsiniz, bu kuleye çıkmak diğerinden daha kolay çünkü dönen bir yokuşu turmanarak bu kuleye çıkıyorsunuz merdiveni sadece en üst katlarda sayılı basamakla kullanıyorsunuz ki daha az yorucu. Bu kuleye de çıkış 70 DKK.

rundetarn

Stroget

Kopenhag’ın bir diğer görülmeye değer simgesi ise ünlü Stroget caddesi. Bu cadde her şehirde olduğu gibi en ünlü markalara ev sahipliği yapan uzunca bir cadde. Burada da bir çok değişik yerel ve yabancı mağaza bulabilir ve değişik cafelerde çay ve kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Stroget ve etrafındaki sokaklarda yürüyerek güzel vakit geçirebilirsiniz, bir şehri en güzel keşfetme yolu yürüyüerek gezmektir bence bu sebeple farklı sokaklarda kaybolarak çok farklı tecrübeler yaşayabilirsiniz.

stroget

stroget

Sizlere Kopenhag’ın gezilecek en önemli noktalarını kısaca resimlerle özetlemeye çalıştım, yukarıda da dediğim gibi farklı ve sizin ruhunuza hoş gelecek değişik noktaları yürüyerek ve şehri keşfederek bulabilirsiniz, çünkü Kopenhag kesinlikle gezilecek yerleri sadece ünlü isim yapmış yerlerinden oluşan bir şehir değil. Her noktasındaki yapılar, medeniyet ve insanlar görülmeye değer.

Şimdi sıra geldi bu kadar pahalı bir şehir olan Kopenhag’da,

Kopenhag’da ne yenir? Nerelerde yenir?

PAPIROEN

Öncelikle hemen hemen her yer oldukça pahalı ve Danimarka’ya özgü herhangi bir yemek malesef ki yok. Teknolojilerinde olduğu gibi mutfaklarında da herşeyi dışarıdan kopyalamışlar.

Papiroen adında Christianshavn tarafında bulunan “Sokak Yemeği” tarzında farklı bir konsept sunan Papiroen’de Belçika mutfağından Türk mutfağına kadar hemen hemen her yöreye ait yemekleri bulabileceğiniz dev bir hangar düşünün. Ufak büfelerden yemeklerinizi alıp ister dışarıda deniz kenarında piknik masalarında, ister hangar içinde masalarda yemeklerinizi yiyebileceğiniz, her daim kalabalık olan görülmeye değer bir mekan Papiroen.

Video ve resimlerini aşağıda görebilirsiniz.

papiroen

Papiroen’in içini de yukarıdaki videodan ayrıntılı olarak görebilirsiniz.

MEATPACKING

Aynı zamanda Papiroen’den farklı olmak üzere, yemek ve orta halli barların toplandığı bir bölge olan “Meatpacking” bölgesinde birden çok bahçeye atılmış masalara sahip olan, nispeten ucuz yemek yiyebileceğiniz mekanlar mevcut. Dışarıdan beğendiğiniz mekana girmekte seçim sizin, konseptler aynı.

Danimarka’da ne içilir?

Danimarka’ya özgü, patatesten damıtılarak içinde çok çeşitli bitkiler karıştırılarak oluşan karışımın, meşe fıçılara yüklendikten sonra gemilerle ekvatorun etrafının iki kere dolaşılmasıyla kıvamını ve meşe fıçının kokusunu alan Akvavit (Aqvavit) isimli hayat suyu anlamına gelen içkileri, Danimarka’nın (Aslında İskandinavya’nın) en önemli içeceklerinden biri. 50ml’si 10€ 100ml’si 20€ olarak duty freelerde bulabilirsiniz.

KOPENHAG GECE HAYATI (BARLAR , PUBLAR, PRE_CLUBLAR)

Kopenhag gece hayatı gerçekten oldukça hareketli özellikle de hiç beklemediğim bir şekilde hafta içi de hareketli. Gelelim mekan tavsiyelerine:

Penthouse Copenhagen

Girişi 50DKK olan konsept olarak lüx konsepte sahip, dünya pop müzikleri çalan, lüx dizayn edilmiş fakat genel yaş ortalamasının düşük olduğu bir kulüp. Açıkcası ben sadece 1 saat kaldım, hoşuma gitmedi.

Jolene

Jolene retro tarzda dizayn edilmiş, ufak bir disko topu eşliğinde gençlerin dans ettiği “Meatpacking” semtinde bulunan oldukça eğlenceli bir bar. İçki fiyatları Cin-Tonic: 50DKK , Bira 35DKK. Güzel vakit geçirmek için gece saat 4 sularına kadar devam eden bir mekan.

Bakken

Jolene ile birebir aynı konsept, zaten bir mekandan çıkan diğerine giriyor, mekanlar arasında müşteri alışverişi oluyor. Çapraz olarak tam karşısında Jolene’nin. Fiyatlar ve gelen kitle birebir aynı. Ben Jolene’yi daha çok sevdim fakat Bakken daha kalabalık.

Şimdiye kadar saydığım mekanlar, internette de araştırdığınızda turistlerin en çok tercih ettiği mekanlar fakat, şimdiden sonra yazacaklarım yerel halkın gittiği ve beni daha çok eğlendiren ve daha uygun fiyatlı mekanlar.

Kopenhag’da Yerel Halkın Gittiği Gece Kulüpleri ve Barlar

Bu mekanların hemen hemen tamamı “Gothersgade” adı verilen büyük cadde ve sokaklarında yer alıyor.

Bir gecede 5 mekan değiştirmiş biri olarak hepsini test ettiğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Aloha Bar

Öncelikle konsept tam bir Miami konsepti, her yerde bambular, sanki tatil beldesine gelmiş havası veriyor. Fakat Buradaki barlar içinde en pahalısı burasıydı. Cin Tonik 70 DKK. Tam 12 dakika kaldım bu mekanda, içkimi içip çıktım. Kalabalık dışarılara kadar taşıyordu.

Wall Street Pub

Tam Aloha Bar’ın karşısında yer alan bu mekanda dizayn olarak çok bir enteresanlık yok fakat ucuz olduğu için oldukça kalabalık. Yaş ortalaması 16-20 burasının da yaş ortalaması oldukça düşük. Cin-Tonik Fiyatı 50 DKK

Müzikler yerel müzikler pek birşey anlamadım açıkcası.

LA Bar

Bu mekanlar içinde en çok LA BAR’ı sevdim ve bende en çok bu mekanda zaman geçirdim. Bu mekan iki katlı ve diğerlerine göre oldukça büyük. Fiyatlar da oldukça uygun, Cin Tonik 35DKK , Bira 25 DKK. Yaş ortalaması 20-35 arası değişiyor, müzikler de gayet güzel dünyaca ünlü bilinen şarkılar çalınıyor. Tanıdık tanımadık herkes birbiriyle dans ediyor.

The Moose Bar

Ortamı beğenmedim, herhangi birşey içmeden çıktım. Tavsiye etmiyorum.

Son günümü de Malmö’de geçirmeye karar verdim. Bu kadar yukarı gelmişken İsveç’e geçmedim demek olmazdı.

KOPENHAG’DAN MALMÖ’YE NASIL GİDİLİR?

Kopenhag’dan Malmö’ye gitmek gerçekten çok kolay, detaylı bilgi için” Kopenhag’dan Malmö’ye nasıl gidilir?“ Tıklayın…

Sabah saat 09:00 sularında malmöye hareket ettim ve beklemelerle yaklaşık 30 dk sonunda Malmö’ye ulaştım. Malmö’yü ayrı bir sayfada anlatmaya çalıştım sizlere, “Malmö Gezilecek Yerler” sayfamızda tüm bilgileri bulabilirsiniz.

Özetle Kopenhag şehri için 4 gün (yarım günü Malmö’de) bana fazlasıyla yetti. 600 TL gibi bir rakam orada sarf ettim. Fakat oldukça az harcamaya çalıştım, 4 gün için normalde en az 1000TL’yi gözden çıkartmanız gerekir diye düşünüyorum. Avrupa’nın diğer şehirlerine göre oldukça pahalı.

Avrupa’dan oldukça farklı bir kitleye ve şehir yapısına sahip İskandinav Şehirleri, bu sebeple mutlaka ve mutlaka gezmeyi seviyorsanız buraları ve insanlarını görmelisiniz. Her daim mutlu gülen yüzlü, yürürken bile selamını esirgemeyen ve 7’den 77’ye herkesin ingilizceyi su gibi konuştuğu bir şehir Kopenhag.

Unutmadan, “Lego” bir Danimarka markası ve Stroget caddesinde dev 2 tane Lego magazası var, eğer Türkiye’ye buradan hediye getirmek istiyorsanız, Lego sevenleri oldukça mutlu edebilirsiniz, envai çeşit Lego bulabilmek mümkün. Sorduğunuzu duyar gibiyim, Evet.. Lego ‘da pahalı…

Son günümü de Malmö’de geçirmeye karar verdim. Bu kadar yukarı gelmişken İsveç’e geçmedim demek olmazdı.

Şimdiden İyi Gezmeler…

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir