Gezelim Bilelim

Madrid Gezilecek Yerler Rehberi





İspanya seyahatim sırasında en çok beğendiğim şehir Madrid oldu, genellikle herkes Barcelona’yı sever fakat bana Madrid çok daha kaliteli ve şirin geldi. Madrid oldukça kalabalık bir şehir, 1561 yılında İspanya’nın başkenti ilan edilmiş, nüfusu 6.8 milyon civarında. Nufüs – kilometrekare oranının fazlalığına rağemn kesinlikle ulaşımda bir sıkıntı çekmedim, diğer avrupa ülkelerinde de olduğu gibi. Sanırım bu birtek ülkemize has bir problem, toplu taşıma Madrid’de de oldukça gelişmişti.

Konum olarak Ankara’ya benziyor diyebiliriz, İspanya’nın tam ortasında yer alıyor, sokaklar ve birçok tepe barındırması sebebiyle içerik olarak da İstanbul’u andırıyor, bunun yanında binaların mimarisi gerçekten çok orjinal ve güzel, hemen ruhani havasına sizi de sokuyor.

 

madrid sokakları

 

Madrid’in Dar Sokakları…Şehirde Roma’nın aksine kuru bir turist kalabalığı yok, bu önemli konu bizim şehrin sokaklarında rahatca dolaşabilmemizi sağlıyor.

İstanbul Bağdat caddesini bilenler bilir gencinden yaşlısına herkes bakımlı pırıl pırıl ve karizmatiktir. Madrid de aynı bu şekilde insanlar adeta sokağa çıkarken podyuma çıkar gibi hazırlanıyorlar, bizde etrafa uyum sağlamak için şık giyinme zorunluluğu hissettik sokağa çıkarken, gerçi genç nüfustan çok yaşlıların daha karizmatik ve bakımlı olduğunu söyleyebilirim. Avrupadaki salaş gençlik akımına Madrid’de katılmış kanımca.

 

 

madrid sokakları 2

İnsan Manzaraları…

Bence sadece bir gününüzü Madrid’in güzel sokaklarında kaybolmaya adayabilirsiniz. Her sokakta öyle değişik dükkanlar, öyle farklı yapılar karşınıza çıkıyor ki, zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz bile. En çok da Malasana adı verilen bölge gece gündüz oldukça renkli, hareket hiç eksik olmuyor. Aynı ülkemizde olduğu gibi ufak dükkanlar, sokakta içkilerini yudumlayan insanlar görebilmeniz sürpiz değil.

 

malasana sokakları

Malasana sokakları

Rehberimiz bizi ilk olarak Plaza Mayor adında bir meydana götürdü. Diğer Avrupa Birliği şehirlerinde olduğu gibi bir meydan yapısına sahipti. Madrid deyince aklınıza kırmızı renk gelecektir, çünkü hemen hemen tüm renkler kırmızıya çıkıyor sokaklarda ve meydanlarda. Özellikle hediyelik eşya ihtiyaçlarınızı bu meydandan veyahut meydana çıkan sokaklardan karşılayabilirsiniz. Ben oldukça yüklü poşetlerle buradan ayrıldım.

 

plaza mayor

Plaza Mayor

 

madrid kilisesi

Madrid Kilisesi

 





Rehberimizle beraber buradan ara sokaklardan devam ederek bir diğer büyük meydana Puerta del sol’a ulaştık. Güneşin kapısı olarak Türkçe’ye çevirdiğimiz mekan oldukça kalabalık karşılıyor bizi. Burada Madrid için bir diğer önemli sembol olan, hatta Madrid’in sembolü olarak adlandırılan El Oso y El Madroño ‘yu görme şansınız bulunmakta. Ayı ve kuruyemiş ağacını sembolize etmekte.

 

el oso y el madrono

El Oso y El Madroño

Hemen yakında Palacio Real De Madrid isimli Kraliyet ailesinin resmi sarayı yer almakta. Fakat bu sarayın günlük bir kullanımı bulunmamakta, sadece resmi törenler için kullanılıyor. Kraliyet ailesi güvenlik açısından şehrin bir miktar dışında yer alan Zerzuela Sarayı’nda yaşamlarını sürdürmekteler. Mutlaka ve mutlaka bu sayarın içini gezmenizi tavsiye ederim.

 

 

palacio real de madrid

Palacio Real De Madrid (Kraliyet Sarayı)

madrid kraliyet sarayı

Sarayın İçi

ic

iç 3

merdivenler

Kraliyet Sarayı Merdivenleri

Yapılar okadar etkileyici ki, her odada farklı bir dekor sizi karşılıyor. Özellikle duvarlara yapmış oldukları porselen motifleri ve el işçilikleri inanılmaz güzel. Kraliyet sarayı girişi Normal 15€ Öğrenci-Öğretmen ve 65 Yaş üstü 9€.

Çoğu bölümde fotoğraf çekmek yasak olduğu için çok fazla fotoğraf paylaşamıyorum. Gizli çektiklerimi sizlere sunmaya çalıştım.

Bir diğer durağımız yapımı tam 110 sene süren (1883-1993) Almudena Katedrali. 25 Milyon kişinin izlediği Prens Felipe’nin Televizyon spikeri bir bayanla kıymış olduğu nikah da burada yapılmıştır. Fakat bu yapı beni çok fazla etkilemedi, sebebi ise, 1993 yılında yapımı bitmiş, ve günümüz yöntemleriyle yapılmış. Benim için çok büyük bir tarihi anlam ifade etmedi açıkçası.

madrid katedrali

Kraliyet Sarayı Bahçesi’nden görünüm

almudena

Almudena

Hava yavaş yavaş kararmaya başlayınca ışıl ışıl bir caddeye Gran Via caddesine ulaştık. Plaza de Espana ve Calle De Alcala’yı birbrine bağlayan bu caddede boylu boyunca birçok ünlü markayı görebilirsiniz. Bu mağazaların dışında kültürel etkinliklere verdikleri önemle bilinen Madridlilerin opera, tiyatro,gösteri merkezi gibi bir çok mekanı bu caddede konuşlanmış.Burada Metropolis (Kubbesinde bulunan Heykel 24 ayar altından yapılmış) , Telefonica ve Edificio Espana binalarının özellikle resmini çekmenizi tavsiye ederim oldukça güzel mimariye sahipler.

metropolis madrid

Metropolis Madrid

Burası Madrid’deki en ünlü binalardan birisi olan METROPOLIS. Şehrin iki önemli caddesi, Gran Via ile Calle de Alcala’nın tam kesişme noktasında bulunuyor. 1911 yılında ofis binası olarak yapılmış ve halen ofis olarak kullanılıyormuş. Kubbesinde bulunan heykel, 24 ayar altından yapılmış.





Alcala Caddesi’nin Gran Via ile kesiştiği noktada ise “CIRCULO DE BELLAS ARTES” bizi karşılıyor, Madrid’in kuşbakışı görüntüsünü buranın terasına çıkarak 3.5€ karşılığında görebilirsiniz.

circulo de bellas artes

CIRCULO DE BELLAS ARTES

Madrid’in bir başka sembolü olan Kibele Çeşmesi ise bizi Plaza de Cibeles meydanında karşılıyor. Bu meydanın bir diğer önemli yapısı ise 1919’da yapılan Palacio de Cibeles.

 

 

madrid belediye sarayı

PALACIOS DE COMMUNICACIONES (Belediye Sarayı)

Bir günü bu şekilde tamamladıktan sonra sıra kültür turumuza geldi. Bu turumuzda ise müzelerden başladık. Madrid’de 3 adet ünlü müze var, kesinlikle görülmesi gereken; Reina Sofia, Prado ve Thyssen-Bornemizsa.

Reina Sofia müzesi İsmini, Kral I. Juan Carlos’un eşinden alıyor. Kraliçe sofya, google’dan araştırdığınızda göreceksiniz, Kraliçe Elizabeth’e kadar bir çok soylu ile akraba. Malum soyluların soylularla evlenmesi bir gelenek. Açıkçası bu müze benim tarz olarak çok ilgimi çekmese de, bir çok ünlü çağdaş sanat eserini içinde barındırıyor.

Bana çok uygun değildi fakat illaki ilgisini çekebilecek gezgin arkadaşlar vardır. Fakat oldukça büyük bir müze olmasından ötürü önemli bir miktar vaktinizi alacaktır.Müzeye giriş saatleri ise hafta içi 19:00-21:00 arası, Cumartesi günleri 14:30’dan sonra ve Pazar günleri 14:30’dan önce ücretsiz. Salı günleri de kapalı, sebebini anlayamadım.

 

reina sofia müzesi

Reina Sofia Müzesi

Bu müzeyi gördükten sonra, çağdaş sanata olan ilgisizliğimden ötürü diğer müzelere bakmak yerine alışveriş yapmayı tercih ettim.

Biliyorsunuz ki ünlü ispanyol markaları Zara, Bershka, Pull and Bear vs. Gibi bir çok markanın anavatanı burası. Gerçi mağazalara girdiğinizde Made in Turkey etiketli ürünleri görünce bir miktar içiniz burulacak ama malesef ki ülkemizde üretilmesine rağmen burada satılan ürünler ülkemizdekinden çok daha uygun fiyatlı.Sfera diye bir İspanyol markası keşfettim burada, Zara’nın uygun fiyatlısı diyebiliriz. Bir girmenizde fayda var, okadar kaliteli olmasada yinede ilginç ürünlerle karşılabilirsiniz. 

sfera

Alışveriş için özellikle tavsiye edeceğim cadde Gran Via, hemen hemen tüm büyük markaları burada bulabilirsiniz. Özellikle de Calle de Serrano’ya uğramanızı tavisye ederim, tabiki paranız varsa.Br diğer görülmesi gereken yapı ise tabiki günmüz modern futboluna yön veren Real Madrid’in devasa stadı “Estadio Santiago Bernabeu”. Benim gitme şansım olmadı fakat en azından Madrid’e gitmişken bir gezmekte fayda var diyorum.

Madrid’de Ne Yenilir? Madrid’de Ne İçilir?

Akdeniz esintilerini taşıyan bir diğer ülke İspanya, yemekleri gerçekten çok lezzetli ve ucuz, tabiki alkollü – alkolsüz içecekler de. Tıpkı diğer Avrupa Ülkeleri’nde olduğu gibi burada da Michelin Yıldızlı restaurantlar mevcut, kısıtlı bütçemden dolayı giremedim, fakat durumunuz müsaitse siz deneyebilirsiniz.

Ülkemizde de kimi sinema ve meksika restaurantlarında da servis edilen Tapas’lar İspanya için geleneksel bir tad. Barlarda, cafelerde, hemen hemen yemek yenilen her yerde karşınıza çıkıyor bu lezzet. Tabiki domates sos ve çok çeşitli diğer soslarıyla birlikte…Ufak birahaneler , salaş barlarda bira fiyatları yaklaşık 2,5 – 3€’yu geçmiyor, rahatlıkla korkmadan girebilirsiniz. Fiyatlar ülkemize göre oldukça uygun özellikle de alkollü içecekler. Bir de Madrid’in büyüsünü düşünürseniz, tadına doyum olmuyor, ikram edilen tapas ise cabası… Fakat Tapas’ın ne olduğunu gitmeden önce anlamanız gerçekten çok önemli. Tapası özel birşey olarak beklemeyin, bir çok çeşit tapas var, tapas bizdeki meze demek aslında, yani midye de karides de barbunya da , bunların hepsi birer tapas…

 madrid restaurant

Hemen hemen herkes bira içtiği için doğal olarak kızartma sepetler, yengeçler kalamarlar oldukça yaygın… Biralarla birlikte sunulan bu kızartma sepetlerini oldukça uygun fiyatlara tadabilirsiniz, bu bira dahil size en fazla 4 – 5 €’ya patlayacaktır, bu tarz cafeleri özellikle Plaza Mayor taraflarında ara sokaklarda bulabilirsiniz, en azından güvenilir olanlarını…

Madrid’e giden hemen hemen her turistin bir kere uğraması gereken EL BOCHO adındaki restaurant gerçekten oldukça başarılı. Nesilden nesile süre gelen bu restaurant gerçekten çok özel, her türlü mezeyi, ana yemeği güvenerek lezzetli bir şekilde tadabilirsiniz.

 

madrid el bocho

El Bocho

Bunun dışında yine o çevrede dünyanın en eski restoranı olan (Ernest Hemingway’in de sıkça ziyaret ettiği) Sobrino de Botin adlı restauranta uğramanızı şiddetle tavsiye ederim, açılışı 1725 yılında yapılmış oldukça nostaljik bir restaurant.


dünyanın en eski restaurantı

Restoranın içi

Belki dikkatinizi çekmiştir, bizim alışveriş merkezlerinde de Mr Churro adında ufak kurabiye tarzında tatlılar satıldığına şahit olmuşsunuzdur. İşte bu tatlı salyangozların anavatanı İspanya, her sokak başında mutlaka karşınıza çıkacaktır. Denemeden geçmeyin 2€ civarında (sosuna göre) fiyatları var.Benim şans eseri denk geldiğim churrocu, meğer Madrid’in en eski churrocularından biriymiş. İsmi Maestro Churroro. Ama bir uyarı. Dışarıda oturunca daha çok para istiyorlar. O yüzden ben gördüğünüz üzere, içeride oturdum!

Fakat özellikle size önerebileceğim en önemli tat ise PAELA. Paela pilav benzeri bir pirinç üstüne envai çeşit deniz ürünü ile güveçte servis edilen yediğim inanılmaz güzel bir lezzet. Özellikle bu lezzeti, La Carmela adlı restoranda yemenizi şiddetle tavsiye ederim, fiyatı tek kişilik 17€ bir de sürahi Sangria (12€) alırsanız iki kişi çok rahatlıkla doyabilirsiniz. Paelayı çok iştahlı değilseniz, iki kişi için bir porsiyon almanız çok işinize yarayacaktır.

paela

Paela

Son olarak eğer bütçeniz çok geniş değilse, 100 Montaditos adlı bir mekan var, burada 100 çeşit farklı sandviçi her biri 1 € karşılığında, Bira ve şarapları bardağı 1.5€ karşılığında ve tüm aperatifleri en fazla 2.5€ karşılığında tadabilirsiniz. Zira ben tatilimin çoğunu burada yemek yiyerek ucuza kapattım.

100 Montaditos menülerinden biri

Burada mutlaka 1€’ya zeytin yemeyi ihmal etmeyin.

Diğer Restoran tavsiyelerime gelince, tek işi paella yapmak olan Arroceria La Esquina del Bernabeu gerçekten İspanya’nın en iyi paellalarını yiyebileceğiniz bir yer.

Kahvaltı edecek yer arıyorsanız Patata Brava’sı ile ünlü Cafeteria restaurante Casa Dani hem salaş hem ucuz hem de çok lezzetli, kişi başı içeceğinizle beraber 5€‘ya çıkabilirsiniz.

Madrid Gece Hayatı ?

Madrid’in gece hayatı da oldukça renkli, hafta içi hafta sonu ayırt etmeden İspanyol gençliği hemen hemen ger gece kulüpleri dolduruyor. Rehberimizin önerisiyle biz Pacha adında bir gece kulübüne gittik. Fiyatlar sokaktakilere nazaran tahmin edeceğiniz üzere oldukça artıyor. Bütün günün yorgunluğunun ardından yine de gittik.

Bunun dışında Madrid’li arkadaşlarımızın tavsiyeleri ile;

Serrano 41: Funk Müzik severler için

New Garamound: House ve piyasa müzik severler için

Teatro Kapital: 5 ayrı salonda 5 ayrı türde müzik yapan bir disko.

Joy Slava: Piyasa müziği severler için

Madrid’de Nerede Kalınır ?

Eğer münferit gittiyseniz uçaktan inince direkt havaalanında metroya binerek istediğiniz bölgeye göre farklı fiyatlandırmalar ile gidebilirsiniz ki, Avrupa’da taksi fiyatları oldukça pahalı, bu sebeple metro en uygunu gibi gözüküyor.
Şehir Merkezindeki metro fiyatı 1.75 € civarında, havaalanından gidişte bu ücret biraz daha artacaktır.

Ben hostel veyahut ev konaklamasını pek sevmiyorum. Kendimi turist gibi hissetmem için illaki otelde kalmam gerekiyormuş gibi düşünüyorum. Bu sebeple sizlere de öncelikli önerim, eğer turla gitmeyecekseniz uygun fiyatlı bir otel araştırmanız. Fakat özellikle önerebileceğim hem uygun, hem farklı konseptte odaları olan hemde efsanevi bir Madrid manzaralı terası olan Otel Oscar kesinlikle pişman olmazsınız, değerlendirmenizi tavsiye ederim.

Şimdiden çok güzel bir tatil geçireceğinizi garanti edebilirim.

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir