Gezelim Bilelim

Cordoba Gezilecek Yerler Rehberi





Evet , sevgili seyahat severler… Granada’dan sonraki durağımız Cordoba oldu. Cordoba uzun süre Endülüs Emevileri’nin elinde kalmış olan ve dünyanın en büyük camilerinden biri olan Kurtuba Camii’ni (Şu anda Cordoba Katedrali) bünyesinde barındıran ve Guadalquivir Nehri kenarına kurulmuş olan tarihi bir şehirdir.

Şehirin yapısına bakacak olursak, tarihi merkeze giriş Antik Roma Köprüsü’nün olduğu bölgeden yapılabiliyor. Biz de gezimize buradan başladık. Açıkçası buraya ilk geldiğimizde köprünün üzerine çıkıp biraz fotoğraf çektik ve köprünün üstündeki banklarda oturup Guadalquivir Nehri’nin güzel manzarasını seyrettik.

Şunu söylemeliyim ki, 1. Yüzyılın başlarında yapılmış olan Roma köprüsü, geçirdiği revizyonlardan sonra bana kalırsa özelliğini yitirmiş, yeni bir köprü haline dönüşmüş. Tabi sizin nasıl görmek istediğinize de bağlı fakat köprüyü gördüğünüzde beni daha yakından anlayacaksınız. Köprünün uzunluğu 247m olup, nehrin iki tarafını birbirine bağlıyor. Özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler için akşamları çok güzel bir ışıklandırmaya sahip, tripodunuzla beraber akşam mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz.

Roma Köprüsü (Cami’nin karşı tarafından)

cordoba roma köprüsü

Cami tarafından Roma Köprüsü

Köprü Ortasından Görünüm

Köprüden sonra direkt olarak tarihi merkeze girdik, karşımıza hemen ünlü Kurtuba Camii çıktı. Şehrin en önemli yapısı olan bu cami, günümüzde katedral olarak hizmet vermekte. Katedrale giriş ücreti 2016 yılı itibariyle 8€ idi. Genele bakacak olursak uygun bir fiyat gibi gözüküyor. Katedralin içini gezmeye yaklaşık 1 saat ayırmanızı öneririm. Güzel fotoğraflar çekebilir, ve oradan alacağınız kataloglar ile detaylı bilgiler edinebilirsiniz.

Şimdi sizi caminin içi ile ilgili fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.

İspanya’nın baharat yolundan vazgeçip kendi kaynaklarını bulmasıyla beraber zenginleşmesiyle, tüm paralarını kiliseleri zenginleştirmeye harcamış olmalarından dolayı, İspanya’daki tüm katedrallerde, çok kıymetli altın hazine odaları yer almakta, bu katedralde de yine muazzam hazineler bulunan odalar mevcut, gelin beraber inceleyelim

Hazine Odasına Giriş

Ana Hazine

 

Katedralin avlusunda dev bir çan kulesi göreceksiniz. Aslında burası eskiden caminin minaresiymiş , tabiki katedrale dönüştükten sonra çan kulesi olarak revize etmişler. Bu kulenin tepesinden Cordoba manzarasını seyredebilirsiniz. Yalnız acele etmeniz gerekir ki, buraya çıkış rezervasyonlu ve oldukça az kişi çıkarıyorlar. Bu sebeple eğer çıkmak istiyorsanız, yapmanız gereken ilk iş buranın biletini alıp cebinize koymak olmalıdır.

Katedral gezimizi tamamladıktan sonra, Cordoba’nın çok ince sokaklarına gezmeye başladık. Merak ediyor olabilirsiniz Cordoba’nın sokaklar ince çünkü, yazın sıcaktan olabildiğince korunmak için ellerinden geldiğince dar sokaklar inşa edip, daha az güneş görmesini sağlamayı hedeflemişler. Bu sokaklardan ancak iki insan yan yana geçebiliyor.





Cordoba’da da zamanın çok sayıda musevi ve müslüman yaşamış. Müslümanların izlerinin tamamen silindiğini söyleyebilirim ama musevi mahalleleri halen eski durumlarını muhafaza ediyor. Özellikle evlerin önünden geçerken içlerine bir göz atma şansınız olur ise, ortalarında dev avlular ve çiçekle süslü bahçeler görebilirsiniz. Tipik musevi mimarileri burada şehri oldukça güzelleştiriyor.

Yahudi Mahallesi

Yahudi bahçeleri

Biraz gezdikten sonra karnınız acıkmış olabilir. Cordoba’nın en önemli spesiyali “boğa kuyruğu”. İlk başta kulağa hoş gelmeyebilir fakat emin olun hayatınızda yiyeceğiniz en yumuşak etlerden biri olacaktır. Fakat dikkat etmelisiniz ki bu et oldukça yağlı. Tapas olarak servis edilen bu etlerin ortalama fiyatı 5€. Özel tavsiye edeceğim bir yer yok, 2 yerde yedim ikside aynıydı. Gözünüze hoş gelen herhangi bir tapascıya oturabilirsiniz.

Yine Cordoba’nın bir diğer spesiyali, çok güzel kokulu değişik bitki çayları. Mağazaların önünden geçerken çayların kokusunu alacaksınız. Fakat emin olun aynıları Türkiye’de de var bu sebeple boşuna fazla para verip bir de valizinize yük yapmamanızı tavsiye ederim.

Yolumuza devam ettiğimizde sırasıyla musevi mahalleleri ve bu mahallelerde yer alan eski ünlü düşünürlerin heykellerinin fotoğraflarını çektik.

Günümüze musevilerden kalan bir de Cordoba Sinagogu var, buraya da Sinagogların değişik yapılarını görmek için girebilirsiniz fakat içine biz girmedik vakit azlığından dolayı.





Musevi mahallelerinden sonraki durağımız ise Cordoba’nın bir diğer ünlü yapısı Alcazar. Tabi eğer Alhambra sarayını gezdiyseniz, buranın bahçeleri sizleri çok etkilemeyecektir ama hazır Cordoba’ya gelmişken uğramadan gitmemeliyim diyorsanız, bir göz atmanızda fayda var.

Buraya da ayıracağınız vakit en fazla yarım saat olmalıdır, tabi çok detaylı resimler çekiyorsanız zaman size göre değişecektir. Vakit kaybını olabildiğince aza indirmek için buraya çok fazla zaman ayırmanızı tavsiye etmiyorum.

Şehrin bir diğer simgesi Calleja de los flores. Aşağıda resmini görebileceğiniz bu sokak çiçeklerle süslü olup, arkasına çan kulesini aldığı için Cordoba’ya giden hemen hemen herkesin fotoğraf çekmek için uğradığı önemli noktalardan biri.

Buradan çıktıktan sonra artık son durağımız olan antik Roma Tapınağına doğru ilerliyoruz. Roman tapınağı da gerçekten tarih öncesi çağlardan kalıp günümüze bozulmadan gelmiş yegane eserlerden biri, Cordoba’ya gittiyseniz mutlaka görmeniz gereken bir yapı.

Roma Tapınağı

Şehrin dışlarında bir de Medina Azahara adlı tarih öncesi şehir yer almakta. Emevi kültürünü çok yakından anlatan bu şehiri sadece kataloglarda gördüğümü söyleyebilirim, şahsen Cordoba sokaklarında dolaşmak bana daha cazip geldiği için burayı ziyaret etmedim. Vakit durumunuza göre düşünebilirsiniz.

Tarihi bölgedeki gezilecek yerleri bitirdikten sonra, köprünün diğer tarafını da merak edip gittik, fakat orada pek de cezbedici yapılar bulamadık. Şehrin asıl görülmesi gereken kısmı caminin olduğu taraftaki tarihi merkez. Yalnız size bir başka tavsiyem ise, eğer katedralin çan kulesine çıkmadıysanız, en azından köprünün üstünde yer alan Calahorra Kulesine çıkmanız. Buradan gerçekten çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz, hatta Cordoba tarihi bölgesinin en güzel resimlerini buradan şehri tam karşınıza alarak çekebilirsiniz.

Bu kadar gezmeden sonra hava haliyle karardı, saat 20:00 sularında yemek yemek için bir restorana oturduk. Canımız paella istediği için iki kişi güzel bir paella ve sangrea eşliğinde akşam yemeğimizi yedik. Paella fiyatı iki kişi için içeceklerle beraber 27€ tuttu. Restoran orta halli bir restorandı ve çok harika diyemeyeceğim. Size önerim, biraz daha para verip nehir manzaralı ve teraslı bir restoranda akşam yemeğinizi yemeniz.

Bizim gittiğimiz tarih şubat ayı başlarıydı, ve inanın saat 21:00’dan sonra tarihi şehirde tek tük insan kalmıştı, adet şehir bomboştu ve gerçekten bu durum bizi hayal kırıklığına uğrattı. Şahsen renkli bir gece bekliyordum Cordoba’da. Belki bu durum yaz aylarında değişir fakat beni şubat ayı için hayal kırıklığına uğrattı. Hatta otelimize gidecek taksiyi bile yaklaşık yarım saat aradığımızı söyleyebilirim.

Özetleyecek olursa, bize Cordoba için 1 tam gün fazlasıyla yetti. Cordoba gezinizi planlarken 1 tam günü geçmenizin diğer şehirlerin zamanından çalmak olduğunu unutmamalısınız.

Cordoba’da ne yenir?

Boğa kuyruğu

Tapas

Paella

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir