Gezelim Bilelim

Sintra – Cascais – Cabo de Roca Gezilecek Yerler Rehberi





Lizbon yazımda da belirttiğim gibi Sintra-Cascais – Cabo de Roca üçgenine tam bir gün ayırmanızı tavsiye ediyorum. Hatta bana kalırsa bu üç noktadaki görülmeye değer nokta sayısı Lizbon’dan daha fazla.

Rossio tren istasyonundan Sintra trenine bindikten sonra, kısa süreli bir yolculuğun ardından Sintra’ya ulaşıyoruz.

Yolculuk yaklaşık 40 dakika sürüyor. Sintra yolculuğumuz sırasında, Portekiz’in banliyolarında yer alan mahalleleri de görme şansını elde ediyoruz ki, buralar aslında Ülkemizdeki çoğu yerden daha kötü durumda diyebiliriz.

Kısa bir tren yolculuğundan sonra trenin durduğu bölgeye Estefania adı veriliyor. Sintra’nın merkezi diyebiliriz. Sintra’nın ana merkezinde bile aslında gezmek için 2 saatinizi ayırmanız gereken noktalar bulunuyor. Sintra’nın eski Meşhur Casino’su ve Sintra Museu de Arte Moderna (Sintra güzel sanatlar müzesi) bunlardan sadece iki tanesi.Sintra’ya iner inmez otobüs duraklarında aşağıdaki haritayı göreceksiniz. Bu harita gerçekten oldukça anlaşılabilir bir harita. Güzergahınızı belirleyip hangi rotayı izleyecekseniz o otobüse binebilirsiniz.

sintra harita

İlk Önce Sintra’nın içini gezdikten sonra Pena Sarayı’na doğru yola çıktık. Koca otobüs ufacık yollardan geçerek yukarı doğru çıkıyor ve sizi Şato’nun eteklerinde indiriyor. İsterseniz buradan bilet alırken biraz daha yukarıya götüren otobüsler için de bilet alabilirsiniz, veya bizim gibi yokuş yukarı yürümeyi de tercih edebilirsiniz.

Şatonun içinde bulunduğu alana eskiden girmek yasakmış, halen bazı bölgelerine özel izinle girilebiliyor. Çünkü burada yer alan ağaçlar bile aslında birer tarihi eser.

Sintra’daki bu şato gerçekten beni oldukça etkileyen bir yapı, hatta bugüne kadar en çok etkileyeni diyebilirim. Bu şatonun terasından Atlantik Okyanusu’nu görebiliyorsunuz. Adeta baktıkça bakasınız geliyor, efsanevi bir manzaraya evsahipliği yapıyor.

Bu şato ile ilgili ne söylesem boş aslında, mutlaka görmenizi tavsiye ediyor ve sizleri resimleriyle baş başa bırakıyorum.

sintra uzak

sintra

sintra

sintra

sintra

sintra

sintra

sintra

sintra

sintra

Daha sonra Sintra’nın tarihi merkezine dönüp burada başlıca görülecek yerlerden olan  Palacio Nacional (1433 yılında yapılmış) görüyoruz.

palacio nacional sintra

Palacio Nacional yakınlarında gözümüze çarpan diğer değişik yapılar ise, keşiş mezarları ve ilginç çeşmeleri. Sintra tarihi bölümünü bir diğer unutulmaz kılan ise Oyuncak Müzesi (Museu do Brinquedo), Neredeyse 3500 yıla dayanan Mısır dönemi taş oyuncakları gerçekten görülmeye değer.

Sintra’ya özgü “Queijadas” adı verilen yine hamur işi atıştırmalıklarımızı da deniyoruz. Çok enteresan bir tadı yok ama gitmişken yöresel birşeyler yemenin kimseye bir zararı olmaz, herşey meraktan anlayacağınız…

queijada

Son olarak ise Sintra’nın bir diğer gösterişli yapılarından Palacio de Regaleira karşımıza çıkıyor. Burayı da bitirdikten sonra 403 no’lu otobüsümüze atlayarak Cascais-Cabo de Roca istikametine doğru yola koyuluyoruz.

Cabo De Roca’nın özelliği, Avrupa’nın en batı ucu olması. Aslında benim en çok hayalini kurduğum fotoğraf ise Cabo de Roca’ya yani Avrupa’nın en uç noktasına kadar gidip Türk Bayrağımızı açmaktı fakat Portekiz’e kadar üşenmeyip götürdüğüm bayrağı otelde unutunca malesef bu hayalimi gerçekleştiremedim.

cabo de roca





Cabo de Roca’ya gelecek olursak, hediyelik eşya dükkanları, deniz feneri ve atıştırmalık bir kantin dışında herhangi birşey bulunmuyor. Buranın asıl cezbedici tarafı, Avrupa’nın Atlas Okyanusu’na açılan en uç noktası olması. Ben de şahsen ilk defa okyanus gördüğüm için aslında değişik bir havaya büründüm bir anda. Okyanusu bolca seyrettim.

cabo de roca

cabo de roca

cabo de roca

Önemli ve dikkate almanız gereken uyarım ise, inanılmaz bir rüzgar var Cabo de Roca ‘da bu sebeple mutlaka üstünüze yaz mevsimi de olsa hırka vs. gibi size koruyabilecek bir kıyafet alın aksi takdirde çok üşürsünüz. Rüzgar dinmek bilmiyor, fakat dalgaların karaya vuruşu ise insanı bir okadar etkiliyor.

Bu arada unutmadan, Avrupa’nın en batı ucunda olduğunza dair bir belgeyi de Cabo de Roca’dan 12€ gibi bir bedelle alabilirsiniz.

Cabo de Roca’da çok fazla vakit kaybetmeden, resmimizi çektikten sonra, geldiğimiz 403 no’lu otobüse tekrar binip şirin bir balıkçı kasabası olan Cascais’e doğru yola koyuluyoruz.

Bu arada Cascais’e ulaşmanın bir diğer yolu Lizbon’daki Rossio haricinde diğer bir istasyon olan Cais de Sodre istasyonundan 10dk’da bir kalkan Cascais treni. (Lizbon Card bu trende de geçerli).

Aslına bakacak olursanız Cascais bir balıkçı köyü, Lizbon’da yaşayanlar yazları deniz ihtiyacını Cascais’den karşılıyorlar diyebiliriz. Balıkçı köyü olması sebebiyle tabiki güzel bir de balık pazarı mevcut. Tren garından bu balık pazarına kadar uzanan tüm caddeler gezmeye değer güzellikte. Okyanusa doğru adeta açılan bir kapı olan ufak meydanı ise takip ederseniz okyanusu bulmanız pek de zor olmayacak.

cascais

cascais

cascais

Size bir diğer tavsiyem ise, özellikle yaz aylarında geldiyseniz mutlaka 1 gün de Cascais’de kalıp okyanusun ve bu şirin tatil beldesinin tadını çıkarın.

 

 
Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir