Gezelim Bilelim

Diyarbakır Gezilecek Yerler Rehberi





Güneydoğu Anadolu Bölgesinin incisi, medeniyetler beşiği Diyarbakır’da 2 gün konakladım ve bu doğrultuda sizlere Diyarbakır’ı 2 günde en pratik ve hızlı şekilde nasıl gezebilirsiniz, gezilecek görülecek yerleri nerelerdir özetlemeye çalışacağım.

Öncelikle Diyarbakır’a gitmenin en pratik ve rahat yolu otobüs diyebilirim. Biz de hızlıca otobüs bileti alıp, Diyarbakır Otobüs Bileti‘ni cebimize koyduktan sonra soluğu bu güzel şehirde aldık.

Genel olarak baktığımızda şehir bulunduğu konum itibariyle çevre illerden oldukça fazla göç almış. Adeta İstanbul gibi oldukça farklı kültürlerden insanlar mevcut.

Yapılara baktığımızda ise, çoğu evin avlusu olduğunu görüyoruz, evlere ait oldukça güzel balkonlar ve bahçeler yer almakta.

Şehire tarihsel olarak bakmak gerekirse, şehirde ilk yaşayanlar MÖ 3000’li yıllarda Hitit’ler olmuştur. Daha sonra birçok Arap ve Türk uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır.

Diyarbakır Gezilecek yerlere özetlemek gerekirse, ilk durağımız Diyarbakır’ın sembolü olan Diyarbakır Surları.

Diyarbakır Surları M.Ö. 3000’li yıllarda Huriler tarafından ilk olarak İçkale tarafında yapılmış olup genişlik ve yükseklik olarak dünyada birinci, uzunluk açısından ise Çin Seddi’nden sonra dünyada ikinci’dir.

Surları gezdikten sonra ilk gün, en uzaktaki rotamızı ziyaret edip aradan çıkartmak istedik ve Diyarbakır’a 65 km uzaklıkta bulunan Elazığ yolu üzerinde konumlanmış olan Çayönü buluntularını ziyaret ettik. M.Ö 4200 ‘lü yıllara kadar burada yaşam olduğu bulgulara dayalı olarak belirlenmiştir. Hatta ve hatta ilk yerleşik hayata burada geçirildiğine dair kanıtlar mevcuttur. Aslına bakarsanız, buraya çok aşırı merak etmiyorsanız gitmenize gerek yok diyebilirim çünkü asıl önemli olan buluntular buradan çıkartıldıktan sonra Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ne götürülüp orada sergilenmeye başlanmıştır. Bu sebeple Çayönü’nün resimlerine bakıp eğer çıkan tarihi eserleri merak ediyorsanız müzeye gitmeniz daha mantıklı olacaktır.

Diyarbakır’ın görülmeye değer bir diğer simgesi ise şarkılara da konu olmuş olan Malabadi Köprüsü’dür. Silvan ilçesinde yer alan bu köprü Artuklular tarafından 1147 yılında yaptırılmış olup, günümüze kadar kendini oldukça iyi şekilde korumuştur. Özellikle fotoğraf çekmeye meraklıysanız mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. Ayrıca bir diğer önemli özelliği ise dünyadaki en geniş kemere sahip köprü ünvanını taşıyor olmasıdır.

Biraz da şehir merkezine dönelim dersek, Diyarbakır’ın en önemli sembollerinden biri olan Diyarbakır Ulucami‘yi ziyaret ediyoruz. Ulucami Haremi Şerif olarak bilinmektedir.

Tıpkı İstanbul’daki Ayasofya Cami gibi, Mar Toma kilisesinden 639 Yılı’nda camiye çevrilmiştir. Son tamirini 1240 Yılı’nda halk yardımlarıyla görmüştür. Önemli özelliklerinden birisi siyah taşlarla inşa edilmiş olmasıdır. Bu güzel cami aynı zamanda Anadolu’nun da en eski camisidir.





Şehir Merkezi’nin en önemli yapısını da gördükten sonra, diğer önemli camilere doğru yola koyuluyoruz. Şehrin merkezinde gerçekten görülmeye değer camiler yer almakta, sonraki ilk durağımız ilginç minaresiyle Behrampaşa Camisi oluyor.

13.yy’da Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaptırılan bu caminin özellikle minberi bir sanat harikası olup mutlaka görülmeye değerdir. Tipik Osmanlı mimarisini yansıtan cami, sizin için çok güzel fotoğraf kareleri oluşturacaktır.

Bir diğer cami ziyaretimizi ise Şeyh Mutahhar Cami‘sine yapıyoruz. Yine Akkoyunlular tarafından 1400 Yılı’nda inşa edilen bu caminin en ilgi çekici yanı, dairesel değil dörtgen olarak yükselen minaresidir. Hatta günümüze kadar gelen, sütünlarının arasında 7 tur atan kişinin dileği kabul olur inanışıyla günümüzde oldukça fazla turist çekmektedir.

Minarenin ayak kısmına bakacak olursak, asıl enteresanlık buradan geliyor;

Bukadar Cami gezmekten yoruldum biraz farklı yapılar görmeliyim diyorsanız, yine merkezde bulunan Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi tam size göre. 6yy’da yapılan bu kilisenin mihrabı oldukça eski ve kapıları ise Roma tarzında yapılmıştır. İçinde çeşitli azizlerin mezarları ve duvarlarda tasvirler bulunmaktadır.

Hemen Şeyh Mutahhar Cami’nin yakınında yer alan Mar Petyun Katolik kilisesi ise gerçekten Diyarbakır’ın görülmeye değer diğer yapıları arasında yer almaktadır. Kilisenin ilginç yanı, Diyarbakır’da çok fazla katolik olmadığı için kilisenin papazı bulunmamaktadır. Ayda bir Süryani Kilisesi’nden geçici olarak buraya gelmektedir. Son onarımı 1834 yılında gerçekleşmiş olup o günden sonra herhangi bir onarım yapılmamıştır.

Diyarbakır’ın önemli sembollerinden biri ise Cahit Sıtkı Tarancı‘nın evidir. Tipik diyarbakır mimarisinin en önemli eserlerinden biridir, avlulu ve bahçeli enfes bir yapısı vardır. 1733 yılında yapılmış olup sonradan müze olarak hizmet vermektedir.

Eğer gezmekten yorulduysanız ve tarihi anadolu kültürüne has bir handa çay veya kahvenizi yudumlamak istiyorsanız tam size göre iki tane han mevcut.

Bunlardan bir tanesi Sülüklü Han, diğeri ise Hasan Paşa Hanı.

Hasanpaşa Hanı tam olarak Ulu Cami’nin karşısında yer almaktadır. Çayınızı yudumlarken çok farklı kültürlerden çok farklı insan profillerini bir arada görme şansını yakalayabileceğiniz bir han.

Diğer bir önemli Han olan Sülüklü Han’ın ismi, içinde bulunan kuyudan zamanının alternatif tıpla uğraşan alimlerinin sülük toplayıp bu sülükleri insanlara şifa dağatmak için kullanmasından bu güne kadar gelmiştir.

Şehirden geçen Dicle Nehri’nin üzerine kurulmuş olan efsanevi On Gözlü Köprü gerçekten özellikle fotoğrafseverler için bulunmaz bir fırsat sunuyor. 6yy’da yapılmış olan bu köprü gerçekten doğa ile tarihin bir araya geldiğinde ne kadar seyrine doyum olmayan bir görüntü ortaya çıkardığının en büyük kanıtıdır.

Diyarbakır gerçekten Güneydoğu’nun incilerinden ve ülkemizde bulunan en büyük tarihi zenginliklerden biri. Fakat malesef ki Güneydoğu ve Doğuanadolu bölgelerimize turizm için yeteri kadar reklam yapılmıyor. Emin olun yerli turistten çok yabancı turistler daha çok ilgi gösteriyorlar, bizim tarihimize bizden daha çok kıymet veriyorlar. Diyarbakır belki de başka bir ülkede olsa şimdiye kadar birçok kez gidip görmüştük fakat ülkemizin güzelliklerini gerçekten ihmal ettiğimizi düşünüyorum.

Diyarbakır geziniz için şimdiden size iyi eğlenceler diliyorum…

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir