Gezelim Bilelim

Mersin / Erdemli / Taşucu / Kızkalesi Nerede Kalınır? Nasıl Gidilir ? Ne Yenir ? Mavi Yengeç Serüveni

Mersin’in turizm cenneti Erdemli’deki efsanevi Kızkalesi ve dünyaya ihraç edilen mavi yengeçlerini tanımak ister misiniz?

Yaz turizmi denilince akıllara sadece bilindik beldeler gelmemeli, tam bir Turizm cenneti olan ülkemizde okadar gizli güzellikler var ki … Bunlardan biri Mersin Taşucu’nda bulunan Tisan koyu.  Aynı zamanda bu koyun dünyanın en iyi 13. koyu olduğunu biliyor musunuz? Taşucu Mersin’e 94km aynı zamanda Taşucu’ndan Kıbrıs’a da feribot seferleri düzenlenmekte.





Yine Mersin’e 60 km uzaklıktaki Erdemli, özellikle yazları yerli turistten ziyade çok sayıda yabancı turiste de ev sahipliği yapıyor, yumuşacık altın kumuyla tertemiz plajıyla keşfedilmeyi bekliyor. Erdemli’nin en önemli turizm kaynağı tabiki konumuzun başlığı olan Kızkalesi…

Kale 1448 yılında Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından bugünkü halini almıştır. Hatta bir dönem Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan Roma’daki Castel Angelo’ya gitmeden önce burada konaklamıştır. Kızkalesi’nde tarihi doku oldukça fazla. Bu beldede bir çok kilise, sarnıç su kemerleri, mezarlar, lahitler ve kalelere rastlamak mümkün. Meşhur Kızkalesi  karadaki kalenin 200m açığında olup ufak bir adacık üzerine kurulmuştur ve 8 adet kuleye sahiptir.

Kızkalesi’nin kuruluş amacı, denizden gelen düşmanı ilk önce ileride karşılayıp ana karadaki kaleye destek olmak… Çok ilginç bir de efsanesi var sizlerle paylaşmak istediğim;

“Burada yaşayan krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yalvarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır. Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca, Kralım Kızınızı bir yılan sokacak, bu yazgıyı hiçbir şey bozamayacak, siz dahi engel olamayacaksınız deyip oradan ayrılır. Kral, kıza birşey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın üçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır. Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.”

290820071070

 

Mersin ve özellikle Silifke’nin en önemli özelliklerinden biri de akarsuyun denize kavuştuğu noktada oluşan, dalyan göllerinde yaşayan mavi yengeçleri. Dünya’nın dört bir köşesine buradan yengeç ithal ediliyor. Belki çok fazla bilmiyoruz, belki görüntüsünden iğreniyoruz ama, protein deposu bu yengeçler dünyada çok popüler. Bu bölgede de Amerikalılar tarafından öğrenildiği söyleniyor.

Yengeçler yakalandıktan sonra canlı olarak muhafaza edilip lokantalara geliyor ve müşterinin isteği doğrultusunda canlı olarak buharda pişirilip, parçalara ayrılırılıp müşterilere sunuluyor. Eminimki tadına bakmadan yüzünüzü ekşilteceksiniz fakat rahatlıkla söyleyebilirm ki, hayatımda yediğim en lezzetli yiyecekti.

mavi yengeç silifke mersin

Yengeçlerin sunumu şu şekilde yapılıyor, öncesinde nohutlu özel bir sos geliyor ve yanında fıstıklı başka bir sos daha geliyor. İçecek olarak yanında bira tercih ediliyor ki gerçekten yengeçin lezzetini mükemmel tamamlıyor. Yengeçimiz de geldikten sonra özellikle bacaklarının kabuğunu çıkarıp yediğinizde bağamlısı olacaksınız.

Lüks restoranlardan ziyade ufak salaş mahalle arası lokantalarda servis ediliyor bu yengeçler, rahatlıkla ve güvenerek yiyebilirsiniz çünkü canlı olarak pişiyorlar! Lüks restoranlarda olmamasından dolayı fiyatları da oldukça uygun.

Şahsen bu lezzeti İstanbul Caddebostan’da tatma fırsatı yakaladım ama gerek yengeçlerin taze olmamasından, gerekse sosların tadının tam tutturulamıyor olmasından çok memnun kalmadığımı söyleyebilirim.

Emin olun sırf bu lezzeti tatmak için bile Silifke’ye gidilebilir…

Kızkalesi(Erdemli)’nin diğer tarihi zenginliklerine bir göz atacak olursak;



Ayatekla (Meryemlik):

Hristiyanlığın en eski merkezlerinden biri olan Ayatekla, Hz. İsa’nın havarilerinden biri olan misyoner St. Tekla’nın St. Paul’den etkilenerek kendini henüz 17 yaşında dine adar. Konya dolaylarında hristiyanlığı yaymaya uğraşırken baskılar görür ve Seleucia’ya gelip sonradan kiliseye çevirilen bir mağarada saklanır. Bu mağarada gizlice çok tanrılı dine karşı hristiyanlığı yaymaya çalışıyor ve mucizevi güçler ile hastalıkları iyileştirdiğine inanılıyordu. Bir gün St. Tekla kaybolur ve kayboluştan sonra bu kilise kutsal sayılıp M.S 312 yılında hristiyanlık serbest bırakılana dek gizlice ibadetini sürdürür. Günümüze kadar sadece hamam, sarnıç, mezarlıklar ve şehir suru sağlam olarak kalabilmiştir.

ayatekla1

ayatekla2

ayatekla3

 

Alahan Manastırı:

Mut İlçesi’nde yer alan Alahan Manastırı, Bizans mimarisinin tipik örneklerini barındırır. Toros dağları üzerinde yaklaşık 1200m yükseklikte yer alır. Hristiyanlığın henüz kabul edilmediği dönemlerde, hristiyanlığı yaymak için uğraşan misyonerler be din bilginleri, ziyaret ettikleri yerlerde çok hoş karşılanır ağarlanır ve gittikten sonra, anılarına tapınaklar yapılırmış. Tabiki bu tapınaklar gizli ve ulaşılması zor yerlere yapılırlarmış. Bu tapınakta onlardan sadece biri, manastırda bir lahiti de bulunan Tarasis adlı bir rahip tarafından yapılan manastır, ağırlıklı olarak Bizans İmparatoru tarafından finanse edilmiştir. Bu yapıları gerçekten fotoğraflar ile anlatabilmek veya anlayabilmek çok zor, gidip gördüğünüz zaman bambaşka bir dünyada hissediyorsunuz kendinizi…

alahan1

alahan2

alahan3

Adam Kayalar:

Şeytan Vadisi’nin dik yamacında kayaların üzerinde 9 adet oyuk içersinde M.S II. yy’dan kalma 2 çocuk, 4 kadın ve 11 erkek figürü ayrıca bir de dağ keçisi figürü kabartmaları yer almaktadır. Şu anki teknoloji ile bile yapılması ve ince işleri çok zor olan bu yapıların yüzyıllar önce ne şekilde ne şartlarda dağların tepelerine çıkılıp yapıldığını bir düşünsenize…

adamkayalar1

adamkayalar2

Bu tarihin dışında bir de benim görmediğim tarih var, bunların adlarını da sizlere gezinizde rehber olması açısından yazmak istiyorum, eğer vaktiniz varsa buraları da görebilirsiniz…

Kanlı Divane, Uzunca burç ve Olba, Üç güzeller mozaik müzesi, Astım mağarası, Silifke Kalesi,  Cennet – Cehennem ve yine Mersin’in tam ters istikamette yer alan Tarsus ilçesine bağlı tarihi kalıntılar…





Ne Yenir?

Sanılanın aksine Silifke’nin yoğurdu meşhur değil, fakat dağlar arasındaki molalarınızda neredeyse bıçakla kesilebilecek kadar ağır ve sert yoğurtları tadabilir, yol kenarlarında yayık ayranlar tadabilirsiniz. Başta da söylediğim gibi, mavi yengeç kesinlikle ve kesinlikle tadılmadan geçilmemesi gereken bir lezzet (nohutlu sosu ve birası eşliğinde).

Kulak çorbası ve Oklava çekmesi adı verilen yöresel lezzetler de değişik tadlar arayanlar için ideal.

Ulaşım

 Taşucu’na sabah saatlerinden akşam 19:00’a kadar 8 dakikada bir olmak üzere minübüs seferleri olup sonrasında 19:10, 19:20, 19:40 ve 19:45 olmak üzere akşam seferleri ve 20:00 , 20:30, 21:00, 22:00 ve 23:00 olmak üzere Silifke yönüne gece seferleri bulunmaktadır. (Aynı seferlerin Silifke-Taşucu ve Taşucu-Silifke olmak üzere çift yönlü aynıları mevcuttur.)

Aynı zamanda otobüs bileti almak için Mersin Merkez istikametinden Silifke yönüne giden tüm otobüs firmalarına göz atabilirsiniz, hepsi sırasıyla Erdemli(Kızkalesi) ve Taşucu beldelerinden geçmektedir.

 

 

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir