Gezelim Bilelim

Antibes Gezilecek Yerler Rehberi

Cote d’Azur turumuzda Antibes’e gidip gitmemek arasında çok kararsız kaldık, internet üzerinden yerli yabancı yorumlar okuduk fakat tam olarak doyurucu bir kaynak bulamadığımız için çok fazla şüphemiz vardı. Ekstra bir günümüz boş kalınca gözümüzü karartıp en azından görmüş oluruz diyerek Antibes’e doğru yola koyulduk.

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki, mutlaka ve mutlaka Antibes’e gidin! Antibes gerçekten çok enteresan ve etkileyici bir yer. Aslında tam olarak yaşanacak tertemiz ve bakir bir sahil kenti. Dilerseniz öncelikle Antibes’e ulaşım nasıl oluyor inceleyelim;





Antibes’e Nasıl Gidilir?

Nice’den Antibes’e gitmenin en kolay ve hızlı yolu SNCF trenleri ile gitmek. TGV trenleri 6,4€ (13 dk) TER trenleri 4,6€’ya (27dk) götürüyor. Doluluk oranına göre fiyatlar değişiklik gösterebilir.

Eğer bukadar para vermem 1.5€‘ya otobüsle giderim diyorsanız. Lignes d’azur otobüslerinin Cannes yönü 200 no’lu hattı ile 1 saat gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Otobüs saatlerine güncel olarak buradan bakabilirsiniz.

Biletlerinizi yine otobüs şöföründen alabilirsiniz.

Otobüs Durağı yine Albert 1er / Verdun noktasında, rahatlıkla erişebilirsiniz.

Antibes Gezilecek Yerler

Antibes’e ulaştıktan sonra ilk karşımıza çıkan görüntüyü gözünüzde canlandırabilmeniz açısından paylaşmak istiyorum.

İçimizi açan bu görüntüden sonra, ilk olarak rotamızı denize doğru çeviriyoruz. Bu tip sahil şeritlerinde gezinize ilk önce deniz kenarına giderek başlamak her zaman size avantaj sağlayacaktır çünkü hem kaybolmamış olursunuz hem de gideceğiniz en görülmeye değer güzergahlar deniz kıyısında ve uzantılarında konuşlanmıştır.

Deniz kıyısına gittiğimizde yine muhteşem bir manzara bizi karşılıyor.

Gördüğünüz gibi Antibes bir Liman şehri, oldukça lüks yatlar ve tekneler burada demirlemiş durumda.Hemen arka tarafta gördüğünüz şehire hakim konumda olan kale ise Antibes Kalesi.

Şimdi turumuza başlamadan iki seçeneğimiz var; Ya kale tarafına yürüyeceğiz ya da eski şehir tarafına gidip şehri detaylı keşfedeceğiz. Tren’den indiğimiz konum itibariyle eski şehire yakın olmamızdan dolayı ilk önce eski şehiri gezelim sonra da kaleye gideriz gibi bir fikir yürütüp eski şehire doğru rotamızı çeviriyoruz.

Antibes’te ilk karşımıza çıkan yapılar, Nice ile Marsilya karışımı bir mimariyle bizi karşılıyordu, oldukça renkli ve bakımlı binalarla eski şehire doğru girişimizi sağlıyoruz.

Eski şehire hemen girerken ünlü Antibes Restoran’ı “Le Vieil Antibes”‘i görüyoruz. Burası her daim kalabalık bir mekan ve özellikle yerel halkın buluşma noktası sayılıyor. Fiyatları Fransa geneline göre oldukça uygun atıştırmalık birşeyler yiyebileceğiniz ve içkinizi yudumlayabileceğiniz bir cafe.

Yer olmadığı için ve sıra bekleyerek vakit kaybetmek istemediğimiz için, Antibes’in içlerine doğru yürüyüşümüze devam ettik.

Antibes diğer gördüğümüz Güney Fransa Şehirleri aksine sanki biraz daha orta kesime hitap eden ve genel yaşamsal ihtiyaçlar için daha uygun fiyatlı izlenimi veriyor bize. Hemen hemen tüm marketler ve giyim mağazaları, diğer şehirlere nazaran oldukça uygun fiyatlı.

Hatta hergün sabah 06:00 ile öğlen 13:00 arasında kurulduğunu öğrendiğimiz bir elbise pazarı da şehrin tam merkezinde karşımıza çıkıyor. Amiral Barnaud (Gendarmerie d’Antibes) Bölgesinde kurulan bu pazarda hemen herşeyi çok uygun fiyatlara bulmanız mümkün.

Bilindik pazarların aksine, bu pazarda Çin malı ürünlerden ziyade, çok kaliteli ürünler bulabilmek mümkün. Hatta, elimizi attığımız her giysinin etiketinde “Made in Italy” yazısı ve kumaş kalitesi bizi fazlasıyla etkiledi. Antibes’e gidene kadar koca Fransa’dan bir tane kıyafet almamış olan Gezelim Bilelim, Antibes pazarında kendini kaybetmiş ve efsane olmak yolunda emin adımlarla ilerlemişti.

Bu arada unutmadan hemen yazayım, Fransa’nın ünlü çikolata ve şekerleme zinciri Cure Gourmande eğer çikolata ve şekerleme seviyorsanız ve Türkiye’ye dönerken hediye getirmek istiyorsanız, nispeten uygun fiyatlara ama çok kaliteli ürünler alabilirsiniz.

Evet alışverişimizi de yaptığımıza göre, asıl rotamıza devam etmeye başladık. Yoğunlukla Antibes’deki evlerin renkleri pastel tonlarda ve oldukça bakımlı. Sokaklar ise Güney İspanya’da olduğu gibi oldukça dar ve güneş ığından en iyi şekilde korunmayı sağlayacak şekilde dizayn edilmiş. Şimdi sizi Antibes sokaklarında ufak bir resimli tura çıkarmak istiyorum;

Sokaklar gerçekten insanın içini ısıtan cinsten oldukça neşeli ve güzel. İşte tam olarak bu sokaklardan ilerledikten sonra, o da ne! Karşımıza bir pazar daha çıkıyor, sanıyorum bu tip pazarlar insanların yürüyüş yolları üzerine kurulduğunda insanları fazlasıyla alışverişe teşvik ediyor, insanları bir şey alacağı yoksa bile almaya yöneltiyor.

Fakat şimdi karşımıza çıkan pazar, bir öncekinden farklı olarak, çiçeklerden tutun, envai çeşit yiyeceğe, hediyelik eşyadan tutun, günlük kullanım için gerekli eşyalara kadar hemen hemen herkesi tatmin edecek bir içeriğe sahip.

Eğer Antibes’e gidene kadar herhangi bir hediyelik eşya almadıysanız, bu kontenjanınızı rahatlıkla Antibes’e ayırabilirsiniz, fiyatlar oldukça makul ve çeşit fazla.





Bu pazarı da baştan sona gezdikten sonra, Antibes’in en etkileyici bölgelerinden biri olan Plage de la Gravette isimli Antibes Plajı’nın da bulunduğu sahil şeridine girişe ulaşıyoruz.

Bu noktadan sonra özellikle evler, artık pastel tonlarından çıkıyor ve taş evlere dönüşüyor. İşte Antibes’in en eski bölgesi bu noktada başlıyor.

Adeta bir kaleye girer gibi güzel bölgeye merdivenler ile tırmanarak eski bölgeye intikal ediyoruz.

Merdivenlerden çıktıktan sonra karşımıza gelen ufak giriş yukarıda huzurlarınızda. Bu güzel ve şirin sur girişinin tam tersi tarafına döndüğümüzde ise oldukça güzel fotoğraf karelerinin sizleri beklediği muhteşem yapılar ve şirin sokaklar ile karşılaşıyor, ve surların içine girmeden bir de buralarda fotoğraf çekebilmek adına ufak bir mola veriyoruz.

Evet fotoğraflarımız çektiğimize göre şimdi surlardan giriş yapıyor ve denize doğru ilerliyoruz. Burada da hemen her yerde taş binalar ve bu taş binaların içinde yaşayan oldukça kozmopolit Antibesliler ve köpekleri ortalığı şenlendiriyorlar. Bu kadar çok köpeğin yaşadığı, hemen her ailenin bir köpeği olduğu şehirde sokaklarda tek bir köpek pisliği görmemek de herkesin ne kadar bilinçli olduğunun ve medeniyetin bir simgesi olsa gerek, darısı başımıza.

Suraların içinde gezerken adeta kendimizi Ortaçağ’da hissediyoruz, mavi ile grinin bukadar güzel bir uyum içinde dans etmesi gerçekten insanı kendine hayran bırakıyor. Bu güzel yürüyüşümüzün ardından en sonunda denize ulaşıyoruz. Bize ise bu noktada butik bir botanik bahçe ile bütünleşen deniz manzarasını resimlemek kalıyor.

Botanik bahçeden denize doğru merdivenlerden indikten sonra, Antibes’in bir diğer önemli noktası müze ve katedral meydanına ulaşıyoruz.

Burada Antibes’in ünlü katedrali Cathédrale Notre Dame de l’Immaculée Conception yer alıyor.

Bugüne kadar görüğüm en küçük katedrallerden biri Antibes’teki Notre Damme Katedrali. Belki merak edenleriniz vardır diye ufak bir bilgi vermek istiyorum, Katedral ile kilise arasındaki fark, Katedral’in bir piskoposlığın merkezi olan, yani başka bir deyişle idari olarak bir piskoposun devamlı olarak bulunduğu kutsal mabede verilen isim olmasıdır. Kilise’de ise idari bir personel olan piskopos yoktur, ve şehrin en büyük ve önemli kilisesine Katedral adı verilir.

Bu katedralin içine girmek ücretsiz, hemen biz de vakit kaybetmeden içine girip bir göz atıyoruz.

Diğer Güney Fransa yazılarımda da belirttiğim gibi malesef Cote d’Azur’daki kiliselerin içleri ve dışları beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı, gösteriş ve abartıdan uzak, oldukça sade kiliseler.

Kiliseden çıktıktan birkaç adım sonra, müze meydanına ulaşıyor ve Antibes’in bir diğer ünlü noktası Picasso Müzesi‘ne ulaşıyoruz.

Bugün Picasso Müzesi olarak kullanılan Grimaldi Sarayı aslında Monaco Kraliyet ailesine ait.

1946 yılında Picasso sarayın bir bölümünü atölye olarak kullanmış. Bu sebeple buradaki çalışmalarından 50 civarındaki eserini Fransa’ya hediye ederek bu gün sarayın salonlarında şık bir şekilde tanzim edilmiş cazip bir müzenin oluşumunu sağlamış.

Ayrıca Picasso’nun haricinde Nicolas de Steal, Hans Hartung ve Anna Eva Bergman gibi birçok ünlü ressamın eserlerine de yer verilen Picasso Müzesi gerçekten sanat severler için oldukça güzel bir nokta oluşturmuş.

Fiyatı da oldukça uygun olan Picasso Müzesi’ne 3€ karşılığında girebiliyorsunuz.

Picasso Müzesi’ni bir de deniz tarafından fotoğraflayalım;

Deniz tarafından sahil şeridinde devam ettiğinizde, Antibes’in ünlü plajlarından Plage de la Gravette’ye ulaşıyoruz. Daha önceki yazılarımızda da yazdığımız gibi Nice’in batısında plajlar kum, doğusunda ise taş. Hangi tip plajı seversiniz bilmiyorum ama, Antibes’in plajı gerek temizlik gerek kum olarak beni memnun etti diyebilirim. Bu plajda da ister havlunuzu serip ücretsiz olarak deniz keyfinizi yapabilir, isterseniz de ücreti mukabilinde şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz.

Plajla birlikte Vieux Antibes, yani Eski Antibes tarafını tamamen bitirmiş oluyoruz, ve Antibes Kalesi Fort Carré’ye doğru devam ediyoruz. Bu arada unutmadan belirtelim, Antibes Tarihi Yarım Adası’nın çevresini deniz kenarından yürümek isterseniz tam olarak 5km.

Fort Carré‘ye doğru yürürken, çok da güzel bir Marina’nın içinden geçiyoruz.

Aman dikkat edin, Marina’nın büyüsüne kapılıp deniz kenarından devam ederseniz Kale’ye giden yolu uzatmış olursunuz, çünkü kalenin girişi sahilden değil, ana yol hattındaki bir yürüyüş yolundan.

Marina’dan yaklaşık 15dk süren bir yürüyüşle Fort Carré’ye ulaşabiliyorsunuz. Şuna çok dikkat edin Kale’nin açık olduğu saatler 10:00-12:00 ve 13:00-16:30 arası. Eğer öğle saatinde giderseniz içeri giremiyorsunuz. Kale’nin giriş ücreti, tıpkı Picasso Müzesi’nde olduğu gibi 3€ söylediğim gibi, Antibes oldukça ucuz bir şehir diğer Güney Fransa şehirlerine göre.

Kale’ye gitmeye değer mi diye sorduğunuz duyar gibiyim. Kale 16. Yüzyıl’ın ikinci yarısında yapılan ve oldukça iyi korunmuş bir kale. Deniz seviyesinden yaklaşık 30m yükseklikteki bir kaya üzerine kurulmuş durumda. Eğer tarihten hoşlanıyorsanız ve Antibes’in güzel tarihi yarım adasını panaromik olarak fotoğraflamak istiyorsanız, gidebilirsiniz. Onun dışında çok daha güzel kaleler ülkemizde mevcut.

Eğer fotoğraflarlara geçelim, Gezelim Bilelim’in fotoğrafları bize yeter gitmemize gerek yok diyorsanız işte size kale ve kaleden Antibes fotoğrafları;

Ayrıca Antibes’e giderken etkinlik takvimine de bakmanızı öneririm, çünkü Fort Carré’nin Amfi Tiyatorsu’nda oldukça güzel konserler çok uygun fiyatlara izleyici ile buluşuyor, denk gelirseniz kaçırmamanızı öneririm.

Böylece Antibes turumuzun da sonuna gelmiş oluyoruz. Antibesi gezmek için yarım gün yetiyor fakat eğer Antibes’i hakettiği şekilde yaşamak istiyorum derseniz, en az 2 gün burada geçirip tüm olanaklarından yararlanmanızı tavsiye ederim.

Her bir noktası ayrı bir roman tadında olan Cote d’Azur tatiliniz için şimdiden size iyi eğlenceler diliyorum, her konuda sorularınızı iletişim bölümünden bana sorabilirsiniz. İyi tatiller…

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir