Gezelim Bilelim

Odessa Gezilecek Yerler Rehberi

Kiev’i ve orada yaşayan insanları gördükten sonra çok büyük önyargıyla gittiğim Odessa beni gerçekten oldukça şaşırttı. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, herhangi bir yerde okuduğunuz yazılarda eğer Odessa “çok kötü” “yemekler berbat” gibi kötülemeler görürseniz, bilin ki bunu yazanlar Odessa’nın gezilmesi gereken yerlerini gezmemiş demektir.

Belki yazımın içinde bu cümleyi defalarca söyleyeceğim, Odessa gerçekten tek kelimeyle muhteşem!!!





Odessa’yı beğenmeyen arkadaşların neden beğenmediğine gelecek olursak; Çoğu Türk erkeğinin hangi malum sebeple Ukrayna’ya gittiğini tahmin edebilirsiniz. İşte bu açlığı fırsata çeviren Ukraynalılar, “Arcadia” adında bir semti neredeyse Türk erkeklerinin cazibe noktası haline getirmişler. Beach clublar, barlar, gece kulüpleri, restoranlar ve birçok modern tesis bu bölgede yer almakta. Yani gördüğünüz üzere amaca yönelik olarak her erkeğin ilgisini çekebilecek oluşumlar “Arcadia” bölgesinde mevcut.

Ukrayna’lı arkadaşlarımızdan edindiğimiz bilgiye göre bu bölge eskiden ağaçlarla dolu yemyeşil, güzel denizi olan bir bölgeymiş, sonrasında tüm ağaçlar kesilip, zor nefes alınan soğuk ama modern bir bölge yaratmışlar ve bu bölgeye de lüks para tuzağı kulüpler kurarak Türk Erkekleri’ni cezbetmeyi hedeflemişler.

İşte bu bölge, buraya gidecek olan erkeklerin arasında kulaktan kulağa yayılıp bir “kız tavlama” cenneti olarak lanse edilmiş ve pazarlanmış. Bu sebeple özellikle turlar ve yazılan yazılar insanları bu bölgeye sevk etmekte.

İşte Odessa hakkında kötü yazı yazanlar kesinlikle bu çevrede vakit geçirmiş, bu kulüplere girmiş çıkmış ve %90’ı mekan adına çalışıp müşteri kılığında erkekleri menüde yer almayan tuzak içkilerle “yolmayı” hedefleyen kızlarla takılmış ve ava giderken avlanmış erkekler tarafından yazılmıştır.

Her şeyden önce, gerçekten bu amaca yönelik bir seyahat planınız varsa lütfen gitmeyin. Ülkemizi orada yanlış tanıttığınız gibi, bir de insanların bizlerden nefret etmesini sağlıyorsunuz…

Her neyse biz Muhteşem Odessa’yı gelin asıl gezilmesi gereken şekliyle gezip neler yapmışız bir bakalım.

Odessa Havalimanı’ndan Şehir Merkezi’ne Nasıl Gidilir?

 

Öncelikle küçük bir otogar havasında olan bir havalimanı olan Odessa Havalimanı’nda gelen yolcu bölümünde Duty Free bulunmuyor. Bu sebeple Duty Free’den herhangi bi ihtiyacınız olacaksa Türkiye’den bu işinizi halletmeniz gerekiyor.

Havalimanı’na yönelik uçuşlar özellikle gece geç saatlerde olduğu için toplu taşıma kullanma şansınız malesef bulunmuyor. Geriye iki seçeneğiniz kalıyor:

  • Otel’den Shuttle hizmeti istemek
  • Taksi
  • Uber

Öncelikle eğer taksiye binecekseniz, havalimanında avını bekleyen panter gibi sizi görünce “taksi, taksi” diye oturdukları yerden yem atmaya çalışan taksicilerle hiç muhattap olmayın. Eğer gitmeden önceden taksi ayarlamadıysanız, havalimanı kapısından çıkıp biraz ilerleyip, boş olan taksicilerle pazarlık etmeyi deneyebilirsiniz. Maksimum vermeniz gereken ücret 300 uah.

Bence en garantili yollardan biri, otelinizden shuttle hizmeti talep etmek böylece direkt olarak otelinize ulaşım sağlayabilr ve nakit ödemek yerine kredi kartıyla da ödeyebilirsiniz. Ben şahsen otelin shuttle servisini kullandım ve memnun kaldım.

Bir diğer seçenek ise, telefonunuza uber uygulamasını yükleyip, bundan yararlanarak çok daha uygun fiyatlara otelinize erişebilirsiniz. Uber kullanımı ile ilgili detaylı bilgiyi internet üzerinden edinebilirsiniz.

Odessa’da Nerede Kalınır?

 

Yukarıda da bahsettiğim gibi tekrar size hatırlatmak istiyorum, “Arcadia” bölgesinden uzak durun. Kalacağınız oteli tüm eğlencenin ve hareketin olduğu, güzel restoranlar ve pubların olduğu Deribasovskaya Caddesi‘ne yakın bir bölgeden ya da Opera Binası ile Potemkin Merdivenleri arasında kalan bölgeden seçmeniz sizi bir adım öne çıkaracaktır.

Şahsen kendi kaldığım oteli sizlere şiddetle önermek istiyorum. Royal Street Hotel oldukça butik, tertemiz ve inanılmaz merkezi bir otel. Ayrıca adımınızı attığınızda kendinizi Deribasovskaya Caddesi’nin üstünde buluyorsunuz. Fiyatı da diğer pahalı otellerle kıyaslandığında oldukça iyi sayılır. Aynı zamanda çalışanları da oldukça cana yakın ve yardımsever. Ayrıca kendi bünyesinde mutfak olmadığı için, “Kompot” adı verilen, Odessa’nın en çok tutulan cafelerinden birinde çoktan seçmeli menü ile kahvaltı dahil hizmet alabilirsiniz.

Odessa Gezilecek Yerler

 

Öncelikle Odessa’ya 3 tam gün ayırdığınız takdirde, gezilmesi gereken tüm bölgeleri yürüyerek gezebilirsiniz. Eğer ben denize de girmek istiyorum derseniz, gün sayınızı uzatmak size kalmış.

Dilerseniz Odessa’yı ikiye ayıralım. Solda kalan daire içindeki bölüm, Odessa’nın asıl merkezi ve tarihi ve sosyal etkinliklerinizi burada sürdürebilirsiniz. Sağdaki dairenin içinde kalan bölgede ise, ünlü Schevschenko Parkı’nın içinde kiralayacağınız motorsiklet, scooter yada bisikletinizle gezip spor yapabilir ve hemen aşağısındaki sahilde denize girebilirsiniz.

Öncelikle şehir merkezinden başlayalım;

Şehir Merkezinde görülmesi gereken noktaları başlıca incelemek gerekirse:

  • Opera Binası ve Meydanı
  • Odessa Tarihi Pasajı
  • Odessa City Garden (Merkezde güzel bir park, içinde restoranlar bulunuyor)
  • Arkeoloji Müzesi
  • Transfiguration Katedrali
  • Mother in Law Köprüsü
  • Portakal Heykeli (Mother in Law Köprüsünü geçtikten sonra)
  • Potemkin Merdivenleri
  • Tek Duvarlı Ev
  • Vorontsov Palace ve Surları (Ağustos 2017 itibariyle tadilatta)
  • İstanbul Parkı (Evet yanlış görmediniz)
  • Catacombs (Yeraltı sığınakları)
  • Pryvoz (Pazar Yeri)

Yukarıda yazdığım liste sizin şehir merkezinde görmeniz gereken başlıca yapıların özet bir listesi, şimdi gelin hep beraber biraz detaya inelim…

Odessa Merkez’de görülmesi gereken yerlerin başında Deribasovskaya Caddesi geliyor. Bu cadde üzerinde lüks ama ucuz restoranlar, publar ve daha nice sosyal alanlar görebiliyorsunuz. Özellikle yaz sezonunda akşamları, çeşit çeşit şovlar, oyunlar, atlar ve daha nice etkinlikler sizi karşılayacak.

Her zaman var mı bilmiyorum ama bizim bulunduğumuz döneminde bu caddede her gün antika arabalar ve motorsikletlerle şov yapılıyordu, hatta belli ücret karşılığında bu arabaları isteyenlere kiralıyorlardı. Bu sebeple sokaklar gerçekten karnaval yeri gibiydi.

Odessa’nın ilginç bir geleneği ise, sokakta yer alan bir çok ünlü şahsa ait heykellerin bir bölümünü ovalayarak kendilerine şans getireceğine inanmaları. L. Utesov’un oturan heykelinin yanında fotoğraf çekilip burnunu ovalamak bir gelenek…

Özellikle bu bölgede tüm sokaklara girip çıkıp bolca fotoğraf çekmenizi öneririm. Deribasovskaya Caddesi’ni kesen bir bölümde Odessa’nın en ünlü yapısı olan Opera ve Meydanı bulunuyor.

Opera Meydanı’nın önünde oldukça güzel bir fıskiye bulunuyor, burada fotoğraf çektiren çok sayıda Ukrayna’lı göreceksiniz, ve siz de eminim burada bir anınızı ölümsüzleştireceksiniz …

Size verebileceğim en önemli tavsiyelerden biri de şu ki; Mutlaka ve mutlaka, sevin ya da sevmeyin, Odessa’ya gitmeden önce internet sitesinden, gideceğiniz günde oynayan opera oyununa bilet alın, ve bu efsanevi opera binasında bir oyun seyretme zevkini yaşayın.

Fiyatlar oldukça uygun ben şahsen en pahalı bileti aldım, 2. katta loca da seyrettim fiyatı 150 uah idi. Çok daha uygun fiyatlara da seçenekleriniz var, ben şahsen ambiyansı tam olarak hissetmek istedim bu sebeple paraya kıydım…

oyun videoo

Bu arada unutmadan, operaya gidecekseniz, kıyafet zorunluluğu mevcut, şort, atlet, terlik vs. ile giremiyorsunuz, hazırlıklı gitmenizi öneririm. Zaten insanların şıklığını görünce sizin de otomatik man süslenme arzunuz uyanacak.

Opera’dan çıktıktan sonra, rotanızı Potemkin Merdivenleri’ne doğru çevirip güzergahınızı bu yönde çizebilirsiniz. Fıskiyeyi arkanıza aldığınızda soldan düz devam ettiğinizde, Pushkin’in heykelinin olduğu oldukça güzel bir meydana ulaşıyorsunuz. Bu meydanın hemen köşesinde, bir işaret sizi bekliyor.

Bu işaret bulunduğunuz noktanın, ünlü şehirlere olan uzaklığını gösteren bir yön tabelası. Burada da resmimizi çektikten sonra, meydandaki Pushkin Anıtı‘nı ve muhteşem Belediye Binası‘nı da fotoğraflayıp, Potemkin Merdivenlerine doğru ilerliyoruz.

Belediye Binası’nı arkanıza alıp devam ettiğinizde hemen sağınızda İstanbul Park kalacak. Bu park İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmış. Neden buraya böyle bir yatırım yapmışlar açıkcası bir fikrim yok ama oldukça güzel bir park. Gelin bu parka bir göz atalım;

İster Park’ın içinden devam edebilir isterseniz de eski yapıları ile ağaçlıklı güzel bir cadde olan Prymorskyi Caddesi‘nden Potemkin Merdivenleri’ne doğru ilerleyebilirsiniz.

Yolunuzun üzerinde bir çok butik kahveci ve kokteylci göreceksiniz. Eğer sıcaktan bunaldıysanız, 30uah gibi fiyatlara Mojito içebilir, ya da kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Evet artık ünlü Potemkin Merdivenleri’ne ulaşmış bulunuyoruz.Burası her daim insanların oturduğu ve güzel manzara eşliğinde içeceklerini yudumlayıp sohbet ettikleri oldukça güzel bir alan.

Potemkin Zırhlısı filmi ile ününe ün katan bu merdivenler aynı zamanda dünya film mirasları koruması altında

 Bu merdivenlerin bir diğer özelliği ise, yukarıdan bakıldığında sadece merdiven aralarındaki düzlüklerin görülmesi, aşağıdan bakıldığında ise sadece basamakların görünüp düzlüklerin görülmemesi.

Merdivenden indikten sonra nasıl çıkarım diye düşünürseniz merak etmeyin, hemen kenarında ufak bir asansör sürekli aşağı yukarı seferler ile yolcu taşıyor.

Evet Potemkin’i de görüğümüze göre, merdivenler sağımızda kalacak şekilde düz devam ettiğimizde Vorontsov Sarayı’na ve hemen önündeki sütunlara ulaşıyoruz.

Malesef Saray ve Sütunlar restorasyonda olduğu için (Ağustos 2017) güzel resimler çekemedik, ama muhtemelen siz bu yazıları okurken restorasyon tamamlanmış olacaktır.

İşte sütunlar tam olarak üstteki gibiydi, yenilenme bitince eski havasına kavuşması dileğiyle.

Sarayın da tamamen çevresi kapalı olduğu için elimi sokabildiğim ufak bir boşluktan çekebildiğimi çekmeye çalıştım. Dikkat ederseniz, sarayın üzerinde Osmanlıca yazılar mevcut, bu da ilk yapıldığı dönemde Osmanlı Devleti’ne ait olması sebebiyle orjinalliğini bozmamak adına sökmedikleri yazıları içeriyor.

Ayrıca çok ama çok güzel, Milano’daki pasajı andıran bir pasaj Odessa’da bizi kucaklıyor, bu pasajın içinde eskicilerden tutun dövmeciye, kırtasiyeden tutun macaronculara kadar bir çok dükkan mevcut. Ama burada önemli olan dükkanlar değil, Pasajın muhteşem mimarisi, daha fazla anlatmadan resimlere geçmek istiyorum. Sırasıyla Pasaj’ın girişi ve içi;

 

Hemen o bölgede, Flat House Wall diye de bilinen tek duvarlı meşhur evi bulmaya çalışıyoruz, size yardımcı olması açısından haritada yeri işaretlemek istiyorum.

Sanırım mimarının beceriksizliğinden dolayı böyle bir yapı meydana gelmiş fakat bu hata sonucunda Odessa oldukça enteresan bir yapıya kavuşmuş.

Doğrultumuzu bozmadan devam ettiğimizde, Odessa’nın en yüksek köprüsüne Mother in Law Köprüsü’ne ulaşıyoruz.

Bu köprü hakkında çok çeşitli söylentiler var, ve bu söylentiler köprünün üzerinde yazıyor, ben en çok ilgimi çekeni ve en çok sevdiğimi sizlerle paylaşıp buna inanmak istiyorum.

            “Birgün annesini çok seven bir çocuk varmış, gün gelmiş bu çocuk evlenmiş ve karşı tepede annesinden ayrı eve çıkmış. Fakat annesinin yemeklerine de bayılırmış ve sürekli annesinin yemeklerini yemek için kilometrelerce yol yürüyüp karşı tarafa geçermiş. Bunun üzerine bu köprü yapılarak hasret ve azap sona ermiş.”

Köprüden Eski Odessa Manzarası;

Köprünün ortalarında sabit durduğunuzda köprünün yay gibi zıpladığını ve başınızın döndüğünü hissedeceksiniz. Hatta köprünün sonunda metalden büyük bir kalp figürü mevcut, bu kalbin üstünde sevgililer asma kilitleri kitleyerek aşklarını ölümsüzleştirmişlerdir, ve zamanla tonlarca ağırlığa ulaşan bu kalp köprünün üstünde yer almaktayken, köprünün çökme tehlikesine karşı, ana kara üzerine alınmış.

Bu bölgede uğrayacağımız sondan bir önceki nokta olan Monument to Orange’a (Portakal Heykeli) doğru devam ediyor ve 3 dakikalık bir yürüyüşten sonra bu heykele de ulaşıyoruz.

Bu heykel neyi ifade ediyor ne özelliği var derseniz;

               “İmparator I. Paul, Rus İmparatorluğu tahtına geçtiğinde, Odessa limanı inşasını durdurmaya ve genel olarak kentin parasını kısıtlamaya karar verir. 1800 yılında bu sebeple Odessa neredeyse bitik bir şehir haline geldi. Şehri sadece bir mucize kurtarabilirdi. O Mucize Yunanistan’dan gelen bir portakal sevkiyatı ile gerçekleşti. 1800 Yılı’nda İmparator’a 3000 portakal gönderildi. İmparator o kadar çok etkilendi ki, 14 yıl boyunca limana ve şehire destek vermeye devam etti.”

Demem o ki, bu anıt aslında bir rüşvet anıtı, anlıyoruz ki Ukrayna’lı vatandaşlarımızın her yerde bu kadar rüşveti hayatlarına dahil etmeleri çok eskilere dayanıyor.

Yine aynı doğrultuda devam ettiğimizde Odessa Güzel Sanatlar Müzesi‘ne ulaşıyor ve Odessa’nın kuzey bölgesindeki görülecek yerleri tamamen bitirmiş oluyoruz.

Rotamızı geri çeviriyor ve portakal anıtına doğru tekrar ilerliyoruz, portakal anıtından bu sefer sağ tarafa doğru dönüp yolu dümdüz takip ederek, Transfiguration Katedrali‘nin olduğu alana doğru ilerliyoruz.

Katedral özellikle içi itibariyle oldukça etkileyici. Tamamen mermer malzeme kullanılarak yapılmış olan bu katedral, şehrin dini açıdan en önemli noktası.

Katedrali arkamıza alıp, Deribasovskaya Caddesi’nin bir alt paralelinden devam ederek, Athena adı verilen Alışveriş Merkezi’ne ulaşıyoruz. Biraz içine göz attıktan sonra, Tarihi Hellenic(Yunan) Kültür Binası’nı da resimleyip sonra merak ettiğimiz bir diğer nokta olan Pryvoz yani pazar bölgesine doğru güneye doğru yola koyuluyoruz.

Athena’yı arkanıza alıp yeşilikler doğrultusunda devam ettiğinizde yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşün ardından şehrin güney bölgesindeki Pryvoz adındaki pazar bölgesine ulaşıyoruz.

Pryvoz, daha önce İspanya’ya gittiyseniz, burada bulunan kapalı marketler benzeri, ağırlıklı olarak deniz ürünlerinin ve alkollü içeceklerin oldukça uygun fiyatlara satıldığı bir market. Açıkçcası bu marketi gördükten sonra karadenizdeki canlı çeşitliliğine hayran kalmamak ve şaşırmamak elde değil. Malesef biz Karadeniz’den bu denli yararlanamıyoruz. Ukrayna tarafında çıkan canlılar mutlaka ve mutlaka bizim tarafta da çıkıyordur. Ya biz avlanmayı bilmiyoruz, ya da bilemediğimiz başka ayrıntılar var…

Şimdi biraz Market’in içine göz atalım;

Pryvoz’u bitirdikten sonra hemen arkasında, bu sefer açık bir pazar alanı gözümüze çarpıyor, burada da yine birçok çeşit deniz ürünleri satışı ve hemen yanıbaşında da kıyafet pazarı yer alıyor. Eğer uygun fiyatlı giysi ihtiyacınız var ise, burası gerçekten sizi memnun edebilecek bir nokta.

Bu bölgeden mutlaka Havyar almanızı tavsiye ediyorum, Türk Parasıyla, 25 TL gibi rakamlara küçük kavanozlarda havyar temin edebilirsiniz. (soğuk yerde saklamanızı öneririm).

Bu bölgeyi de gezdikten sonra yorulduğumuzu ve saatin geç olduğunu fark ediyoruz ve yemek yemek üzere şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz.

Odessa’da nerede ne yenir, gece hayatı nasıldır ve barlar ile ilgili detayları yazının sonunda vereceğim, ilk etapta gezilecek yerleri bitirelim dilerseniz.

İlk günü böylece bitirmiş olduk. Royal Street Hotel’de uykumuzu bir güzel alıp ertesi güne dinç uyanmak için uyku safhasına geçiyoruz.

Uyku safhasına geçerken de, Odessa Merkezi’nin güzel sokaklarından ufak bir albüm sunuyoruz sizler için…

İkinci günümüzde ise, yukarıda haritada sizlere gösterdiğim sağdaki dairenin içini gezecek şekilde bir rota hazırlıyoruz.

Deribasovskaya Caddesi’nden devam ederek Schevschenko Parkı‘na doğru ilerliyoruz. Bu park gerçekten oldukça büyük ama güzel bir park. Oldukça güzel bir manzarası mevcut, zamanında çokça savaş gördüğünden emin olabilirsiniz.

Parkın girişinde çeşitli elektronik ulaşım araçları, motorsikletler, akülü arabalar veya bisiklet kiralayabilirsiniz.

Motor kiralama ücreti saatlik 250 Grivna, biz yürüyüp keşif yapmayı tercih ettik.

Parkın içlerine doğru girmeye başladığımızda oldukça yeşil bir görüntü etrafımızı sarmaya başladı. Her ne kadar fotoğraflarla bu güzelliği yansıtamayacak olsak da, yine de sizlere göstermek istiyorum…

Bu parkın hemen ortasında Odessa’nın şehir takımın stadı yer alıyor. Stad’ın hemen altında da takımın mağazası yer alıyor. Mağazadaki antrenman formaları 700 uah, maç formaları da 1200 uah civarlarında. Açıkçası çok kaliteli gelmediği için herhangi birşey almadan yolumuza devam ediyoruz.

Schevsenko Parkı’ndan denize doğru ilerlediğinizde artık denizi gördüğünüzde yoğun bir kalabalığın denize doğru merdivenleri indiğini göreceksiniz. Bu noktada bir çok seyyar satıcı değişik ürünler satmakta. Her şeyin oldukça ucuz olduğu bu bölgeden dilediğinizce alışveriş yapabilirsiniz.

Bu merdivenlerin sonunda hemen aşağıdaki haritada gördüğünüz doğrultuda denize doğru ilerlediğinizde, “Nemo Resort Spa” adında güzel bir otele ulaşıyor, ve otelin hemen yanında yer alan Dolphinarium Nemo adındaki, yunus şovlarının olduğu bölgeye ilerliyoruz.

Dolphinarium’da, ücreti mukabilinde yunusların şovunu izleyebilir, yunuslarla yüzebilir ve yunuslarla fotoğraf çektirebilirsiniz. Ücretleri Ukrayna geneline göre biraz pahalı, ilginizi çekerse izleyebilirsiniz.

Dolphinarium’un hemen önünde güzel açıklık bir alanda yerden fışkıran sular eşliğinde Ukraynalı’ların güneşlendiğini ve serinlediğini göreceksiniz.

Biraz daha ilerlediğinizde ise, ünlü Lanzheron Halk Plajı’na ulaşacaksınız. Plaj hafta içi ve hafta sonu oldukça hareketli ve kalabalık. Kumu açıkçası çok ince değil ve gri renkli, fakat denizin kumu oldukça yumuşak.

Taştan doldurma bir iskelesi mevcut olan bu plajda her yaştan Ukraynalı denizin keyfini çıkarıyor. Açıkçası karadeniz yüzmek için benim çok tercih edeceğim bir deniz değil, fazlaca yosun ve deniz canlısı mevcut, özellikle ülkemizde Kaş – Kalkan – Fethiye gibi güzergahları gördüyseniz, Odessa’nın denizi size bataklık gibi gelecektir.

Denize girmiyoruz fakat sıcaktan biraz etkilenmiş olsa gerek, lüks gördüğümüz deniz kenarındaki bir cafeye oturup soluklanıyoruz.

bir adet bira bir adet cappucino için verdiğimiz ücret 115 grivna. Fiyatlar gerçekten gördüğünüz üzere şaka gibi.

Güney doğrultuda devam ederseniz, başka plajlara ulaşabilirsiniz, ama denizin rengini gördükten sonra gireceğimizi çok düşünmediğimiz için buralarda biraz vakit geçirip, şehir merkezine doğru geri dönüyoruz.

Size bahsetmiş olduğum bu noktalardan sonra şehri keşfetmek sizin yaratıcılığınıza kalıyor. Sokaklarında dilediğinizce kaybolup, istediğiniz gibi şehri fotoğraflayıp ruhunuza yatırım yapabilirsiniz.

Odessa’da Ukrayna’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi dönemin savaşlarından oldukça nasibini almış bir şehir. Bu sebeple enteresan yer altı sığınakları mevcut ve dönemin savaşlarını yansıtan Catacombs adına muhteşem bir yer altı sığınak müzesi mevcut.

Şehir Merkezi’ne yaklaşık 5km olan bu bölgeye taksi ile rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Otobüsler oldukça kalabalık olduğu için özellikle yaz sıcağında otobüs yolculuğunu çok önermiyorum. Zaten ülkemize göre oldukça ucuz ve keyif yapmaya gelmişsiniz, bence üç kuruşun hesabını yapmamalısınız yanlış mıyım?

Yeraltı sığınaklarına girişte yerli ingilizce konuşan rehberlerden kiralarsanız, sizlere çok ilginç bilgiler verebilirler. Bence yine paradan kaçmayıp bir rehber kiralamakta fayda var aksi takdirde boş boş duvarlara bakıp hiçbirşey anlamadan çıkabilirsiniz.

Bir de unutmadan Odessa’nın merkezinde oldukça güzel bir şeker üretim atölyesi bulunuyor. Burada dilediğiniz şekilde şekerleri kendi istediğiniz şekilde yapıp, Odessa hatırası olarak evinize götürebilirsiniz.

Şimdi gelelim nokta atış mekan tavsiyelerine;

Odessa’da Nerede Ne Yenir? Odessa Restoran Tavsiyeleri

 






 

Odessa tıpkı Lviv gibi Başkent Kiev’in aksine oldukça konsept ve mimari açıdan başarılı restoranlarla dolu. Tamamını denediğim bu restoranlara gönül rahatlığıyla gidebilir ve önereceğim lezzetleri doyasıya yiyebilirsiniz.

Kompot

Özellikle sabah kahavaltıları ve arada tatlı atıştırmaları için muhteşem bir nokta. Oldukça konsept bir şekilde dizayn edilmiş iç bölümleri ve sıcak aylarında sürekli su buharı püskürten güzel geniş bahçesiyle  Deribasovskaya Caddesi’nin tam kalbinde yeralıyor. Mekan iki katlı, ikinci kattan caddenin eşsiz manzarasını da dilediğinizce izleyebilirsiniz.

Kruvasanları, ekmekleri ve tatlılarıyla ünlü. Ufak bir atıştırmalık tercih edecekseniz kruvasan arası peynir ve dana jambonlu atıştırmalığı mutlaka denemelisiniz. Bir de mekanın adını taşıyan Kompot adında bir çok hoşaf çeşidi mevcut. Özellikle çilekli hoşaf denemeye değer.

Bratya Grill

Eğer ülkemizde Nusr-Et ya da Günaydın gibi lüks et restoranlarına gitmeye çekiniyorsanız, ya da okadar para vermek istemiyorsanız, emin olun birebir aynı kalitede restoranlardan biri Bratya Grill Odessa’da sizleri bekliyor.

Et severler için Fileminyon mutlaka denemenizi tavsiye ettiğim bir lezzet. Odessa’nın en pahalı restoranlarından biri olan Bratya’da Fileminyon fiyatı 320 uah. Oldukça güzel kırmızı şarapları mevcut, Fileminyon ile beraber Arjantin şarabı (79 uah) söylerseniz, tadına doyum olmayacak bir ziyafet sizleri bekliyor olacak.

Aynı zamanda Bratya’nın ünlü olduğu bir diğer konu Moussels yani midye. Midye kültürü yurtdışında bizimkinden oldukça farklı. Biz içine pirinç koyarak soğuk yiyoruz, onlar ise, direkt denizden çıktığı gibi çeşitli soslarla pişirerek servis ediyorlar. Eğer damak tadınıza uyuyorsa Bratya midyesiyle de ünlü. Ayrıca çok tarz bir konsepti var, özellikle tuvalete girdiğinizde aşağıdaki gibi çok güzel bir sebil ile karşılaşacaksınız. Sabun nerde diye aramayın, ortadaki beyaz tabaka herkesin ortak kullanımına açılmış bir sabun.

Gambrinus Pub

Eğer Karadeniz’e gelmişim deniz ürünleri yemek istiyorum derseniz, hemen Center City Park’ın karşısında yer alan, hem açık hem kapalı bölümü bulunan bu Pub’ı mutlaka denemenizi öneriyorum. Özellikle dışarıda değil içeride oturmanız göz zevkiniz açısından daha olumlu olacaktır, zira mekanın ambiyansı gerçekten muhteşem

Gambrinus özellikle deniz ürünlerinde uzmanlaşmış bir yer, fiyatlar ise oldukça uygun.

Örnek vermek gerekirse 1kg Karides, 1 Porsiyon Ringa Balığı, 1 Porsiyon Kaya Balığı ve içecekler Türk Parasıyla 68 TL gibi bir rakama denk geldi, ve herşey olağanüstü güzeldi. Türkiye’de böyle bir restoranda bu menüyü yemenin bedelini söylemiyor ve tahmini size bırakıyorum.

Kumanets

E Ukrayna’ya gelmişiz, yerel yemeklerden de yiyelim, biraz kültürlerini tanıyalım diyorsanız Kumanets tam size göre, yine Gambrinus’a yürüyerek 2dk mesafede olan bu restoranın ambiyansı tam Ukrayna Kültürü’nü yansıtan bir şekilde dizayn edilmiş. İçeride doldurma tavuktan, ineğe kadar bir çok figürü ve çok enteresan süslemeleri görebilirsiniz.

Ayrıca garsonların tamamı yöresel kıyafetler giyip çalışıyorlar ve özellikle akşamları dans şovlar ve şarkılar eşliğinde insanlara hoşca vakit geçirtiyorlar.

Özellikle akşam gidecekseniz gündüzden rezervasyon yaptırmanızı öneririm, Odessalılar tarafından oldukça tercih edilen bir restoran.

Burada ne yemeliyim diyorsanız özellikle benim bayıldığım ve şiddetle önerdim Borsch çorbasını mutlaka denemelisiniz. Hala tadı damağımda olan muhteşem bir lezzet 75 uah. Bu çorba yanında kızarmış sarımsaklı ekmekle servis ediliyor.

Burada dikkat, eğer çok iştahlı biri değilseniz, Borsch çorbasının bir porsiyonu sizi fazlasıyla doyurmaya yetecektir, oldukça bol porsiyonlarla servis ediliyor.

Bir diğer ünlü Ukrayna lezzeti Varenyky adı verilen, bizim mantımızdan çok bir farkı olmayan enteresan bir makarna türü. Eğer merak ediyorsanız yiyebilirsiniz ama ben çok bir esprisini görmedim açıkçası.

Burada içecek olarak da Ukrayna’nın yerel içecekleri Kvas ve Uzvar tercih etmenizi öneririm. Ben Uzvar’ı daha çok sevdim, alkolsüz ve oldukça yararlı karışımlar, içlerinde ne var açıkçası bilmiyorum ama merak edenleriniz varsa google emrinizde.

Steakhouse

Bratya muadili, Odessa’nın en eski restoranlarından biri fakat sanırım Türkler’in buraya fazlaca akın etmesinden sonra fiyatlarda gözle görülür bir artış yaşanmış, ve Bratya’ya oranlar fiyatları biraz daha pahalı vaziyette. İkisi arasında kalırsanız tercihinizi rahatlıkla Bratya’dan yana kullanabilirsiniz.

Jardin

Şehirdeki hemen hemen en lüks balık restoranı olan Jardin, City Garden’ın hemen ortasında yer alıyor. Fiyatlar Ukrayna geneline göre oldukça yüksek, fakat eğer önemli bir misafiriniz var ise, burayı tercih edebilirsiniz

Olio

Eğer İtalyan restoranı arıyorsanız burası tam size göre, oldukça güzel bir atmosferde çok uygun fiyatlara pizza ve makarna yiyebilir ve karnınızı doyurabilirsiniz. Özellikle yerliler tarafından çokca tercih ediliyor.

 

Odessa Gece Hayatı, Gece Gidilecek Mekanlar

 

Evet sıra belki de çoğunuzun merakla beklediği bölüme geldi. Ukrayna’ya geldik gece nerelere gitmeliyiz, neler yapmalıyız?

The Fitz

Benim şahsen bir numaralı tercihim The Fitz. İnanılmaz derecede güzel kokteyllere sahip olan bu mekan özellikle Chill Out tarzında müzikleriyle oldukça hareketli ve ağırlıklı olarak yerlilerin geldiği retro bir mekan. Her daim dolu olan bu mekanda fiyatlar da ülkemize göre neredeyse yarı yarıya. Biraz erken giderseniz çok güzel bir masa bulabilirsiniz, zira mekan biraz küçük olduğu için ayakta kalma ya da barda durma olasılığınız da yüksek. İçecek tavsiyesi isterseniz White Gin Fizz özellikle ekşi kokteyl sevenler için muhteşem bir alternatif.

Central Bar

Burayı sadece gece eğlencesi olarak değil aynı zamanda bir restoran olarak da düşünebilirsiniz, belli saatten sonra oldukça etkileyici ve eğlenceli bir canlı müzik başlıyor. Yine yerlilerin sıkca ziyaret ettiği popüler müzik çalan güzel bir bar. Fiyatlar yine ülkemize göre oldukça uygun

Steam Bar

Tam konsept bir mekan olan Steam Bar’ın girişinden tuvaletine kadar her yer ayrı bir enteresan. Oldukça güzel kokteyllere sahip bu mekan yerin altında, fiyatlar oldukça uygun. Aynı zamanda nargile seviyorsanız kapalı alanda nargile içmenize de olanak sağlıyor.

Molodost

Daha genç yaş grubunun özellikle çok uygun fiyatlı olması ile tercih ettiği bu küçük mekan da yine oldukça konsept. Genelde içkilerini alan gençler dışarıda ayaküstü içiyor ve dans ediyorlar.

Palladium

Yukarıda yazdığımız bar – pub konseptinin dışında lokallerin takıldığı bir gece kulübü arıyorsanız Palladium tam size göre. Face Control ile eğer kapıdaki güvenlik sizi beğenmezse içerisi dolu diyip almayabiiyor, bu sebeple giyiminize özen göstermenizi tavsiye ederim. İçerisi oldukça büyük, dansçı kızlar ve techno müzikler eşliğinde oldukça güzel dakikalar geçirebilirsiniz. Özellikle Arcadia bölgesine gitmenizdense bu mekanı tercih etmenizi önemle rica ediyorum.

Odessa gezilecek yerler yazımızın sanırım burada sonuna geldik. Özetleyecek olursak;

Ukrayna’da gezdiğim yerler içinde (Lviv – Kiev – Odessa) beni insanının sıcaklığıyla, tarihi ile, coğrafyasıyla en çok etkileyen şehir Odessa oldu. Herşeyiyle kalbimde güzel bir yere sahip olan Odessa’ya bir kere gittim ve kalbimi orada bıraktım. Mutlaka birden çok kez burayı ziyaret edeceğim. Eğer siz de önerilerime uyarsanız ve tek amacınız gezmek eğlenmek olursa, bu şehire bayılacağınızdan eminim. Ufak bir dipnot, özellikle yaz aylarında giderseniz, ortam sizi daha çabuk içine alacaktır, kışın yağmurunda ve soğuğunda bu anlattığım sokaktaki hareketlilik ne kadar geçerli olur, denemeden bilemiyorum o yüzden yazın gitmenizde fayda var diye düşünüyorum.

Yine ekstra sorularınız olursa bana mutlaka yazın, seve seve cevaplarım. Şimdiden iyi tatiller.

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş: Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir